2020 yılı için -henüz dördüncü ayında olmamıza rağmen- çok güzel duygular beslemiyoruz. Bu kadar kısa sürede dünya ve ülkemiz birçok olumsuzluğa sahne oldu. Özellikle, neredeyse tüm dünyada etkisini gösteren, Covid-19 salgını, dünyamızın geleceği hakkında çok daha ciddi düşünmemiz konusunda bizlere önemli bir uyarı niteliğinde.

İnsanoğlu varoluşundan bu yana hep sahip olduğundan daha fazlasını istemiştir. Gelişme ya da ilerleme dediğimiz şeyin temelinde bu duygu var: "Daha fazlasını istemek". Sahip olduklarımızdan fazlasını isterken dünyanın kaynaklarının sonlu olabileceğini düşünmedik. Bu çılgınca üretim -tüketim döngüsünde sürekli olarak doğal çevreye zarar verdik. Bu durum insanlığın erken tarihinde çok büyük bir sorunmuş gibi algılanmıyordu. Ne de olsa doğanın kendini yenileme kapasitesi vardı ve insanoğlu dünyayı kirletemezdi. Özellikle sanayi devriminden sonra ortaya çıkan sanayi toplumu beraberinde getirdiği yeni üretim ilişkileri ve kentleşme olgusuyla doğanın kendini yenileyebilme gücüne darbe indirdi. Artık dünya günden güne kirlenmekteydi.

Dünyanın kaynaklarının kullanılmasından, çevrenin suistimal edilerek tahribini takip eden süreçte, 1970’lere kadar çevreci faaliyetler gücünü fazla gösterememiştir. 1970 sonrası ABD ve İngiltere’nin öncülük ettiği çevreci akımlar geniş kitlelere ulaşarak taraftar toplamış ve halkın çevre konusunda duyarlılığının artırılmasına önayak olmuşlardır.

Modern turizm ve çevreci faaliyetlerin gelişimine baktığımız zaman birbirlerine paralel bir ilerleyişe sahip olduğunu görmekteyiz. Ülkemizde turizm faaliyetleri Cumhuriyet sonrası dönemden 1980’lere kadar fazla gelişememiştir. Bunun en temel nedeni kitle ve deniz turizmine gereken önemin verilmemesidir. 1980 sonrasına baktığımızda “deniz-kum-güneş turizmi” devlet tarafından teşvik edilmiş ve Antalya turizmin başkenti olarak belirlenmiştir. Bu tarihten itibaren turistik verilere göre Türkiye, turizmde sürekli bir ilerleme kat etmiştir. Ancak gelen turist sayısındaki ve turizm gelirlerindeki artış beraberinde olumsuz sonuçlar da doğurmuştur. Doğanın -özellikle denizin- hızla kirletilmesi Türkiye’de çevrenin korunması için bilinçlenme gerekliliğini ortaya koymuştur. Giderek bu bilincin geliştiği bir yerde turizmin başarılı olma koşulu artık çevreye duyarlı olmasına bağlı olacaktır. Başka deyişle bir hizmet sektörü olarak turizm gelişen dünyanın taleplerine cevap vermek ve beklentileri yerine getirmek için çevreci önlemler alma sorumluluğuyla karşı karşıya kalmıştır.

Bir Eko-Etiket olarak Mavi Bayrak

Daha önce çevreci faaliyetlerin özellikle 70’li yıllar sonrasında güçlü bir rol üstelenmeye başladığından bahsetmiştim. Özelikle 90 yıllarla birlikte dünyada çeşitli alanlarda faaliyetler yürüten eko-etiketler ortaya çıkmıştır. Eko-etiketler özellikle sahip oldukları standartlar ve denetim mekanizmalarıyla hem sektörel olarak hem de halk nezdinde yüksek güvenirliğe sahip olmaktadırlar.   Bu sürecin önemli bir parçası olarak ortaya çıkan Mavi Bayrak uluslararası alanda ilk kez Fransa’da 1985 yılında, Avrupa Birliği’nde 1987 yılında, ülkemizde de 1993 yılında ve Avrupa kıtası dışındaki ülkelerde 2000 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Bugün 30’u Avrupa’da olmak üzere dünyada 47 ülkede uygulanmaktadır.

Mavi Bayrak Ödül Programı, bağımsız bir sivil toplum örgütü olan “Foundation for Environmental Education-FEE” tarafından yürütülmektedir ve her üye ülkede benzer kuruluşlarca temsil edilmektedir. FEE programları yalnızca sivil toplum kuruluşlarınca yürütülebilmektedir ve Türkiye’de Mavi Bayrak Programı’nı yürütmekten sorumlu tek yetkili kuruluş Türkiye Çevre Eğitim Vakfı - TÜRÇEV’dir. 

Bugün turizm eko-etiketi bakımından kilometre taşı olarak görülen Mavi Bayrak, aynı zamanda dünyada en çok bilinen etiketlerden birisidir. Mavi Bayrak ödülü; Plajlara, marinalara ve yatlara verilmektedir.

Plajlar için Mavi Bayrak: Çevre Eğitimi ve Bilgilendirme, Yüzme Suyu Kalitesi, Çevre Yönetimi ve Can Güvenliği ve Hizmetler alt başlıkları olmak üzere 33 kriterden,

Marinalar için Mavi Bayrak: Çevre Eğitimi ve Bilgilendirme, Çevre Yönetimi, Güvenlik ve Hizmetler, Su Kalitesi, Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Halkın Katılımı alt başlıkları olmak üzere 38 kriterden oluşmaktadır.

Ayrıca; bireysel yatlara ve turizm teknelerine ayrı olacak şekilde Mavi Bayrak verilmektedir.

Mavi Bayrak programının devamlılığının sağlanması ve güvenilirliğinin artırılması açısından en önemli faktör denetimlerdir. Denetimler Ülkemizde TÜRÇEV tarafından sezon içinde düzenli olarak ve uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (FEE) tarafından her yıl bir bölgede olacak şekilde yapılmaktadır.

Turizmde Mavi Bayrak ve Sürdürülebilirlik

Günümüzde artan ihtiyaçlar karşısında nasıl bir yol izleneceği ve gelecekte nasıl bir dünya ile karşı karşıya kalınacağı konusunda ciddi tartışmalar yapılıyor ve yeni yollar bulmaya çalışılıyor. İşte bu noktada sürdürülebilirlik bizim en önemli kılavuzumuz olabilir. Sürdürülebilirlik anlayışı sadece turizmin ele alması gereken bir konu olarak düşünülmemesi gerekiyor. Sürdürülebilir kalkınma, ticaret, kentleşme, sanayi… Bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan bir modele çok hızlı geçmemiz gerekiyor.

Turizm pazarının giderek büyümesi ve ülke ekonomilerinde sahip olduğu önem bir turizm eko-etiketi olan Mavi Bayrak uygulamasını oldukça önemli hale getirmektedir. Bu program sayesinde ülkeler turizm faaliyetlerinin çevreye duyarlı olarak uygulandığını ve çevre bilincini geliştirme eğilimi içinde olduklarını rahatlıkla ortaya koyabilmektedirler. Mavi Bayrak programı uygulayan ülkeler içinde bakıldığında Türkiye son yıllarda sürekli olarak ilk üç sırada yer almıştır. Sahip olduğu potansiyel ile önümüzdeki birkaç yıl içinde dünya birincisi olabilme hedefi bulunmaktadır.   Bu durumun ülke deniz turizmine pazarlama ve rekabet açısından avantaj sağlayacağı bir gerçektir.

Doğan KARATAŞ

TURÇEV / Türkiye Çevre Eğitim Vakfı Kuzey Ege İlleri Koordinatörü

 

Yazarın diğer yazıları
1 Yorum

Doğan bey tebrik ediyorum seni büyük bir beğeni ile okudum başarılarınızın devamını diliyorum mekanı cennet olur inşallah🙏🙏

Yorum Yazın
*Sitede yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Yayınlanan yorumlardan Turizminde Son Nokta sorumlu tutulamaz.
Kategoriler
    Güncel Yazılar