web tasarım programlama web master

 

 

 

TURİZMDE SON NOKTA
ANKARA TİCARET ODASI
ANTOD YÖNETİM KURULU BAŞKANI
BARACUDA TUR CEO
KOREOGRAF
ANKARA
YAZAR
AKADEMİSYEN / GAZİ ÜNİV.
MARMARA FM GNL. MD.
DANIŞMAN
TURİZM YAZARI
GENÇ BAKIŞ
SİTE İÇİ ARAMA
E-POSTA ÜYELİĞİ
VİDEOLAR
Cem Polatoğlu
iletisim@turizmdesonnokta.com
Kenya - Mombasa - Zanzibar

Türk Hava Yolları'nın, yeni açtığı hatlarını güçlendirmek amacı ile Türk-African Turizm Konseyi işbirliği ile düzenlediği Kenya gezisine katıldım. Türk seyahat acentalarının yanısıra seçkin gazeteci ve televizyoncular da bu gezinin misafirleri oldular. Bir hafta süren gezi izlenimlerimi daha önce şahsen gerçekleştirdiğim Tanzanya - Zanzibar gezi izlenimleri ile birleştirerek aktarmak istiyorum.

 

 

Yazımıza, Kenya'ya seyahat edenlerin bilmesi gereken 3 sihirli kelime ve bir şarkı ile başlayalım. Jambo = merhaba, Jumbo= fil,  Hakuna Matata = her şey yolunda. Adeta milli marşları haline gelen şarkılarının adı yine "Jambo"; linki ise  YouTube - 4. Swahili - Learning through songs - Jambo Song  

Bin kez seyrettim; Dişi Aslan Karaca’nın boğazına dalıyor, önce boğup sonra iştahla yemeğe başlıyor, bunu gören Aslan Kral, dişisinin ağzından tek bir hamle ile lokmasını alıyor, sırtlanlar, çakallar, akbabalar onları gözetliyorlar ki sırası ile av'dan kalan parçaları paylaşsınlar. Timsahlar, nehirden geçen bufalo sürüsüne saldırıyor, zürafalar kıçkıça sevişirken, suyun içinde yaşayan ve sadece orgazm anında ses çıkaran (böğüren) erkek Hipopotamus’ların devasa vucudu ancak sevişirken gözüküyor. Yaşasın; Bunların hepsini çıplak gözle göreceğiz.  

 

 

Barack Obama’nın memleketinde ilk durak kendi adını taşıyan nehrin kenarında kurulmuş olan başkent Nairobi.  Aynı zamanda ülkenin finans merkezi. Şehrin dört milyon nüfusu var ancak şehirde görülecek pek bir şey yok. Birbirinden kopuk, çarpık-çurpuk sağlıksız binalar, eski arabalar, trafik kaosu ve pek de temiz olmayan sokaklar. Şehirde, üniformalı, hemen hepsi ingilizce konuşan ilk, orta ve lise öğrencileri. Annelerin kucağında birbirinden şirin, iri gözlü, kalın dudaklı, bembeyaz dişli bebekler. İş merkezlerinde ise hızlı adımlarla yürüyen birbirinden şık beyazlar, beyazlarla aşık atan modern giysili siyahlar. İşte Nairobi.

Dükkanlar ve iyi restoranlar Hint, Pakistan, Turizm İsviçre ve Fransızların, büyük ticaret ise Amerika ve İngilizlerin elinde. Sanayi yok gibi ama montaj da olsa sektör de hakimiyet İngiliz ve Hollandalıların. Türkler ise başta inşaat, otobüs taşımacılığı, mobilya sektörü olmak üzere yavaş yavaş ticaret hayatında ilerliyorlar. Türk okullarından mezun olan Kenyalılar ise Türkiye ile olan ticareti geliştirmişler. Önemli ürk şirketlerinin Kenya bayiiliklerini almışlar. Bunun dışında ki Kenyalılar ise sadece sigorta, cola, bira gibi yurtdışı menşeli şirketlerin temsilciliklerinde, bakkal, kasap, seyyar satıcılık gibi ufak esnaflıkta boy gösteriyorlar. Diğerleri eğer büyük toprak sahibi değiller veya devletten nemalanmıyorlarsa, oldukça fakirler. Yabancılar, genellikle şehir dışındaki “getto” larda yaşıyorlar. Kendilerine ait okulları, kreşleri, restoranları, sinema salonları, özel kulüpleri, barları hatta kiliseleri var. Kenya'da rüşvet ise diz boyu. Ancak bu ülkede hoşuma giden bir şey var. O da sokakta dahi sigara içmek yasak. Duydum ki, komşuları Ruanda ve Brundi'de sigara tamamen yasak. Uyuşturucu muamelesi görüyor. Darısı başımıza.

 

 

Kenya; bir yanda görkemli manzaralar eşliğinde, doğal yaşamın hüküm sürdüğü milli parklarıyla dünyanın bence tek safari cenneti, diğer yanda Hint Okyanusu’nun egzotik kıyılarında kilometrelerce uzanan bakir sahilleri, sıcak tropik suyu, eşsiz güzellikteki mercan kayalıkları ile de muhteşem bir ülke. Biz, Nairobi’de bir gece kalıp ülkenin 2. büyük şehri, sahil kenti Mombasa'ya geçiyoruz. Mombasa, bembeyaz kumsalları ile Kenya turunu uzatmak isteyen turistler için hoş bir durak. Barları ve kumarhaneleri ile gece yaşantısı aktif olan bir şehir. Görülecek en önemli yeri ise Portekizliler tarafından yapılmış olan Jesus Kale’si. Kumsalları Zanzibar kadar olmasa da Mombasa,  dalgıçlar açısından çok zengin özellikler taşıyor.

Kenya'ya gelmişken bir başka durak da komşu Tanzanya'nın sihirli adası Zanzibar. "Bar" yerli swahili dilinde "sahil" demek. Zanzi ise Zanchi yani Zenci den geliyor. Kısaca Zanchibar = Zanzibar o da Zencilerin sahili anlamına geliyor. Zanzibar Muhteşem bir "3S" yani Sea-Sand-Sun bölgesi. Adada Med-Cezir yaşamı etkiliyor. Akşam yattığınızda önünüzde duran deniz sabah kalktığınızda birden yok oluyor. Deniz sabahları en az bir kilometre içeri çekiliyor. Adada ki otelde Akşam yemeklerini sahilde zıpkınla vurulan balıklardan seçiyorsunuz. Özel aşçınız sizin zevkinize göre balıkları pişiriyor. Sahilde ise kum gerçek beyaz, Palmiye ağaçlarının öptüğü deniz ise turkuaz.

 

 

Ancak, Kenya’ya gidiş nedenimiz Safari. Safari, Swahili dilinde seyahat demek bu. Nairobi den ilk çıkışta yollar son derece düzgün. Hatta yollar maymun ezmesi ile dolu. Safari'de ilk durağımız pembe flamingoların vatanı Lake Nakuru. Bu gölde izlediğimiz manzara bizi büyülüyor. Gölde konuşlanmış veya gökyüzünde slalom yapan binlerce zarif, pembe flamingo Lake Nakuru’yu pespembe cennete dönüştürmüş.
Akşam güneşin batışını izlemek üzere  “lodge” (loc okunuyor) denilen otelimize varıyoruz. Otel vadilerin ortasında yer alan, vahşi hayvanlara karşı elektrikli tellerle korumalı bir konumda. Bu elektrikli teller Nairobi’de hırsız girmesin diye evlerin çitlerinde de kullanılıyor. Odamız klimalı lüks bir çadır. Tek derdi, gık desen komşu duyar. Hani diyeceğim şu ki; balayı için hiç de uygun bir mekan değil. Arzu eden çiftlere betonarme lodge'lar tavsiye edilir.

Akşam üstü gökyüzü, maviden sarıya, sarıdan kırmızıya dönüşüp, güneş parıltısını yavaş yavaş kaybederken, diğer taraftan dolunay ve yıldızların meydana çıkışını gizemli, büyülü, egzotik bir sessizlikte izliyoruz. Lodge'un ortasında yakılan ateşin etrafında, çevrilen geyik etini ellerimizle yerken, şarabın da etkisi ile olsa gerek, yıldızların elimizi uzatıp alacak kadar yakınlaştığını hissediyoruz. Duyduklarımız sadece ateşin çıtırdısı, vahşi hayvanların, kuşların sesi.

 

 

Kenya seyahatimiz ülkenin güneybatısında bulunan ve çalılıklar kümesi anlamına gelen Massai Mara tarafına doğru devam ediyor. Massai Mara Nairobi’den 290 km, Lake Nakuru’dan 150 km uzaklıkta bulunuyor. Burası, Afrika’nın dünyaca ünlü vahşi yaşamının keşfedilebileceği safari parklarının yanı sıra, tertemiz gölleri, Out of Africa filmine ev sahipliği yapmış (sağdaki resim) uçsuz bucaksız ferah düzlükleri ile dünya üzerindeki en büyüleyici yerlerinden biri. Bu vesile ile gerçek hikayenin sahibi Danimarkalı Karen Blixen'in film platosu haline gelen evini de ziyaret ediyoruz. Masai mara yoluna girdiğimizde 150 km'lik Lake Nakuru-Massai Mara arasını 4 saatte alabiliyoruz. Yollar son derece dar ve bozuk.  Ancak seyrine doyum olmayan uçsuz bucaksız vadilerden, mezralardan geçiyor, yol boyu çeşitli Kenya kabilelerini görüp, tanıyoruz. Kenya’da kırktan fazla kabile bulunuyor. En büyükleri Swahili, Massai, Samburu ve Kikuyu kabileleri. Swahili kabilesi, en geniş kabile olup sömürge ülke yönetimlerine rağmen halen orijinlerini, yaşam tarzlarını, dillerini korumaya çalışan bir kabile. Güleryüzlü Swahili yerlileri, geleneksel kırmızı yerel kıyafetleri, zengin kültürü ile de son derece ilginç bir mozaik oluşturuyorlar.

 

 

Modern yaşamı reddeden, çok az sayıdaki kabileden biri olan Masai kabilesi, renkli giysileri ve dansları ile görsel bir şölen oluşturuyorlar. Masai'ler köylerinde turistleri ücreti mukabili konuk olarak ağırlıyorlar, kabile yaşamı hakkında bilgi alma imkanı tanıyorlar. Birçoğu geleneksel yaşam standartlarını koruyor olmalarına rağmen bazı Massai kabileleri tamamen turistik bir yapıya bürünmüş. Kişi başı 20 dolar karşılığı ziyaret ettiğimiz bir Masai kabilesi, bizi köyün girişinde kendi geleneklerine göre yaptıkları ritmik danslarla karşıladılar. Tahta çubuklarla ateş yaktılar. Kabilede yaşam, bir veya iki odalı, ufak pencereli, kapısız, içinde odun ateşiyle yemek pişirilen, elektriğin olmadığı evlerde geçiyor. Sosyal yaşam şöyle; Öyle bildiğimiz evlilik kurumu falan yok. Evlerin veya çadırların sahipleri kadınlar. Erkek, eğer sürekli anlaştığı bir kadını yok ise elindeki tokmağı istediği kadının çadırından veya evin kapısından içeri uzatıyor. Eğer evdeki kadın, tokmağından tanıdığı adamı isterse, tokmağın ucundan tutup adamı içeri alıyor. Bu kabilede, genelde çocukların kimden olduğu önemli değil, zaten kimden olduğu belli de değil. O artık kabilenin çocuğu.

 

 

Köyde dolaşırken ayaklarımız bileklerimize kadar çamura batıyor sanıyoruz. Ama bu bildiğimiz çamur değil hayvan pisliği. Para verip, b-k'a basıyorsunuz yani. Çocukların yüzleri ise sinekten görünmüyor. İyi ki gelirken sarı humma aşısını olmuşuz. Buradaki yaşamı anlatan kabile reisi Mwai bizi Amerikan “cockney aksanı” ile şaşırtıyor. Arı bir yerde soruyorum. Amerika'da üniversite okumuş. Turumuzu tamamladıktan sonra hediyelik eşya satışı bölümüne geçiyoruz. Fiyatlar oteldeki dükkanlardan da yüksek. Yine de yardım olsun diye üç-beş bir şeyler alıyoruz. Biz alışverişi uzatıp bir de köyün okulunu görmeye vakit ayırınca, köyün arkasından tozu dumana katarak son model bir bir Jeep çıkıyor. Yerli kıyafeti ile arabayı süren şoför dikkatimizi çekiyor.  Uppss !!!... Mwai bu, bizim kabilenin reisi...!

Uzunca bir yolculuktan sonra nihayet lodge’a yani otelimize varıp hemen ilk safarimizi yapıyoruz. Güneş batmadan yoldayız. Safari araçları genelde çatısı modifiye edilip açılır hale gelen dörtçeker jeep veya minibüsler. Şans daha ilk safari de yüzümüze gülüyor. Dakka bir aslan bir. Hatta çoluk çocuk aile bunlar. Burunlarının dibine kadar yaklaşıyoruz. Neden kaçmadıklarını soruyorum rehbere, yoksa burası “çakma” safarilerden mi? Hani hayvanları elle besledikleri hatta uyuşturdukları cinsten? Hayır diyor; buradaki hayvanlar, arabaları da ormanın bir üyesi sanıyorlarmış. Hatta hayvanların alıştığı cins olsun diye safari arabaları 2-3 çeşidi ve rengi geçmiyormuş. Ama arabadan aşağı inmece yok tabi. Yoksa bizi ham yaparlarmış. Safari esnasında gördüğümüz hayvanlar içerisinde en ilginci 5 ayaklı Fil! idi. Rehbere, romantik ortam olmadığı halde bu şekilde dolaşan Fillerin sırrını sorduk. Yediği otlardan cevabını aldık. Hani bu hayvan nerede ve ne otlanıyorsa bizde otlansak dedik ama aslan kardeşi hesaba katarak bu fikrimizden vazgeçtik.

 

 

Masai Mara'da  “Big 5” denilen Aslan, leopar, gergedan, manda ve fil dışında çita, zürafa, impala ve Mara nehrinde su aygırı ve timsah da sıklıkla görülebilen hayvanlar.. Massai Mara’da bulunan Mara Nehri, Kenya ile Tanzanya arasında sınır oluşturuyor. Temmuz-Ekim ayları arasında su ve otlak aramak amacıyla Serengeti (Tanzanya) dan kuzeye, yani Masai Mara’ya bu nehri geçerek milyonlarca hayvan göç ediyor. Dünyada görülmesi gereken en muhteşem doğa olaylarından biri bu "büyük göç". Masai Mara’daki doğal, vahşi yaşam sabah ve öğleden sonra yapılan safarilerle günde iki kez görülebiliyor. Kenya, yabani akasya ağaçları arasında gezinen zebralar, bufalo sürüleri, avını kollayan aslanlar, boyunlarını uzatmış ağaç yapraklarını yiyen zarif zürafalar, iri cüsseli gergedanlar, antiloplar, devasa filler, leoparlar, akbabalar, devekuşları, flamingolar, yaban domuzları, sırtlanlar ve ürkek ceylanlar ve durmadan sevişen hipopotamları ile, yaban hayatın en vahşi, en doğal görüntülerine tanık olabileceğiniz bir ülke.

 

 

Son gece tekrar Nairobi'deyiz. Uçağımız gece yarısı. Bizler şehirden ayrılmadan önce dünyanın en ünlü 50 restoranı arasında olan, Carnivore Restotan da yemek molası verip zürafa, zebra, timsah, karaca ve devekuşu etlerini tadıyoruz.  Fikrimiz; Karaca, devekuşu etleri güzel, timsah eti taş gibi, zürafa, zebra yenmese de olur.
 

Son sözüm bir dost tavsiyesi; “Vaktiniz, paranız, sıhhatiniz” Bu üçü de sizde varsa Kenya’yı mutlaka görmelisiniz.

Resimler için https://picasaweb.google.com/baracudacem/KENYAFAMTRIPMAYIS11?authkey=Gv1sRgCMH0ge2XzvSSTg#



Sevgilerimle

 

Okunma Sayısı: 14667
Kenya - Mombasa - Zanzibar - RESİMLER
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yorum Yaz
Ad Soyad
E-posta
Yorum

 

 

 

Şehr-i Türkiye | Spa & Wellnes | Golf Turizmi | Kalkınma Ofisi | Turizm Rehberi | Künye | İletişim
© Copyright - Her hakkı turizmdesonnokta.com’a aittir.
Tasarım&Yazılım: Grafiker