web tasarım programlama web master

 

 

 

TURİZMDE SON NOKTA
ANKARA TİCARET ODASI
TUROFED GENEL SEKRETERİ
BARACUDA TUR CEO
KOREOGRAF
ANKARA
YAZAR
AKADEMİSYEN / GAZİ ÜNİV.
MARMARA FM GNL. MD.
TTYB GROUP HOLDING BŞK
DANIŞMAN
TURİZM YAZARI
GENÇ BAKIŞ
SİTE İÇİ ARAMA
E-POSTA ÜYELİĞİ
VİDEOLAR
Cem Polatoğlu
iletisim@turizmdesonnokta.com
içinden Fenerbahçe geçen şehir "LiZBON"

Talismanlar takıldı, sarı-lacivert çoraplar, formalar giyildi, helallikler alındı, havaalanına yola çıkıldı. Alanda her formalıyla selamlaşıldı, biniş kartları alındı, ateş <http://www.cempolatoglu.com/resimler/gezi%20re/lizbon%20manzara.JPG> yükseldi, hareket başladı. Ses yankı yapınca alan marşlarla çınladı. Rakı, viski çikolatalar stoklandı. Uçakla beraber heyecan ve tezahürat iyice yükseldi. 4 saatin sonunda şişelerin dibi göründü. Herkes, önce birbiriyle takımdaş, sonra arkadaş ve nihayet kanka oldular. Yolboyu yerinde duramayan taraftarlar muhabbetli ve sempatik Azeri kaptanımızın  "kuşşahlarınızı möhkem bağlayasınız" anonsu ile koltuklarına oturdular. Lizbon'da ise bizleri gümrük memurlarından önce "spor polisi" ve köpekleri karşıladılar. Otelimize kadar da eşlik ettiler.

MEYDAN ŞOVU


Tur programında; kısa bir şehir turundan sonra "serbest zaman" yazıyor. Maç turlarında bu serbest zaman; maça ve ortama ısınmak için harcanması gereken zaman anlamına gelir ki, ritülde şehrin ana meydanında toplanma, biralanma, Fenerbahçeli taraftar gruplarının birbirlerine boy göstermesi ve ortak tezahüratların belirlenmesi anlamına gelir. Bu konuda milli amigomuz Birol ve Fenerbahçe amigolarından Sefa'nın bizlere eşlik etmesi şansımız. Ancak Sefa'nın grubundan maça birkaç saat kala "Yıkılmadık ayaktayız" ve "Aziz Yıldırım istifa" sloganlarına kimse anlam veremedi. Nejat İşler, Bedri Baykam, Ozan Orhon, Tolgahan Sayışman, Burak Kut gibi ünlüler de kasmadan kasılmadan komplekssizce taraftara eşlik ettiler.

Ritüellerimize devam edelim; Meydanda tespit edilen bir veya yan yana birkaç kafe ve restoran ihya edilmek üzere seçilir. Tezahüratlar önce garsonlara sonra meydan çalgıcılarına hatta hediyelik eşya, gözlük vs satan Senegalli sokak satıcılara öğretilir. Bu arada yaptıkları tezahüratların anlamını bilmeden Türkiye'de ki kardeş takımlara gönderme! yapan esnaf ve müzisyenler satışları arttıkça <http://www.cempolatoglu.com/resimler/gezi%20re/lizbon%20taraftar.JPG>  tezahüratın dozunu da arttırdılar. Bu restoranlarda ki bereketi gören şehrin diğer esnafları ise buldukları Fenerbahçe bayrak ve flamalarını dükkanlarına astılar. Elbet karşılığını da gördüler.

2 gece 3 gün süren turumuzun son gününde Praça do Comércio yani Ticaret Meydanı'nda yer sarı gök lacivert oldu. Esnaf mutlu,  kasalar parayla doldu. Müzisyenler repertuarlarına Fenerbahçe marşlarını, restoranlar menülerine sossuz balık, domuzsuz pizza eklediler. Bu arada Portekiz televizyonları oldukça renkli sahneler, şovlar, röportajlar çektiler. Umarız tezahüratların anlamını bilmeyen Portekizli TV seyircisi anlamadıkları ama içinden Galatasaray ve Beşiktaş geçen tezahüratları iyiye! yorumladılar.

Korna sesi dahi bilmeyen sakin, sessiz Lizbonlular bazı ilkleri de yaşadılar. Çünkü meydanda ki çılgın gösteri ve tezahüratlara ve şovlara restoranlar dışında üstü açık şehir tur otobüslerinde, seyir terasında, metro ve otobüslerde de devam edildi. Gündüz restoranlarda ki bereketi gören gece kulüpleri ve barlar çalışan garson kızlarına, konsomatris ve hatta striptizcilerine bile Fenerbahçe forması giydirdi. Bazı çapkın Türk gençleri de kendilerince maç öncesi skoru garantiye aldı!.

<http://www.cempolatoglu.com/resimler/gezi%20re/lizbon%20stad.JPG> VE MAÇ SAATİ Maç saati geldi çattı, heyecan doruğa çıktı, nihayet stada ulaşıldı, boğaz pastilleri dağıtıldı, dualar okundu, uğruna inanılan ne varsa yapıldı, takıldı, takıştırıldı. Ve beklenen düdük çaldı. İlk yarı 2-1 Benfica lehine bitti. Yarıda yerler değişildi, ceketler değişildi, formalar ters giyildi, totemler yapıldı hatta ellere işendi. Yorum sizlerin ama bizim hevesimiz kursağımızda kaldı. Tur gitti, düdükle beraber üstümüze bir an sessizlik çöktü. Ardından ağlayanı mı istersin, demirlere tekme atanı mı? Küfür edeni mi kriz geçireni mi? O an ki ruh hali bambaşka. Oysa rüya gibiydi her şey. Final hesapları yapıyor, Amsterdam’da hangi mekanları "ziyaret" edeceğimizin, neler yapacağımızın hesabını bile yapıyorduk. Olmadı. Şimdi "gık" desek 13 senedir olduğu gibi bu sene de "ama biz UEFA kupasını aldık" cümlesini duymaya mahkumuz.

Yine de bu güzelliği bize yaşatan takımımıza teşekkürler. Maçın ardından yaşanan en güzel sahne ise; bizlerin stadyumda tur atan Benfica’lı futbolcuları centilmence alkışlamamız oldu. Bu sahneden duygulanan onbinlerce Portekizli seyirci de yüzlerini bize dönerek dakikalarca seyircilerimizi ayakta alkışladılar. Yine polis kordonu içerisinde otobüslerimize giderken bizi bekleyen Portekizliler centilmen seyircimizi bu kez sokaklarda alkış yağmuruna tuttular. İşte Portekiz'de artık Türklerin yeni imajı buydu; kızlı erkekli, şık, güzel ve yakışıklı gençler, canlı, heyecanlı, Akdenizli, yemesini içmesini, oturup kalmasını, dozunda eğlenmesini bilen hemen her biri en az bir dil bilen, iyi harcayan insanlar. Geçmişte Avrupalıya kötü hatta barbar olarak tanıtılan Türkler işte buydu. Evet yenildiler ama göğsümüzü kabarttılar. Futbolcusu da seyircisi de. Başta takımımıza, yöneticilerimize ve tüm seyircimize teşekkür etmeliyiz. İyi ki varsın Fenerbahçe, iyi ki varsın Galatasaray, Beşiktaş ve diğerleri...

Lizbon ve maç ile ilgili fotoğraflar için : https://plus.google.com/u/0/photos/103101039821732824389/albums/5874066332971220097

Not1: UEFA kupasını almaya konsantre olmak varken 3. 5 taraftarın Aziz Yıldırım'ı istifaya çağırmasını, diğer Türk takımlarının aleyhine küfürlü sloganlar atmasını, hatta dağa-taşa-tuvalete diğer Türk takımları aleyhine "sticker" yapıştırmasını kınıyorum.

Not2: Bu diğer ülkelerde de var diyenlere;

a) Onlar nefret de etseler, bir ülkeye deplasmana gittiklerinde asla kendi ülke takımına el-alemin ülkesinde küfretmezler.

b) Onların nefret duygularının kökeninde ya siyasi, ya etnik, ya Kral'ın, ya Halk'ın takımı ya fraksiyon ya da dini faktörler vardır. Onların savaşı; ya İngiliz-İskoç, ya Katolik-Evangelist, ya Katalan-İspanyol, ya Yunan-Rum(Romalı), ya Proleterya-Asilzade, ya italya'da ki ayrı derebeylik dönemlerinden kalma nefretlerdir.

Rekabet güzel de, peki bizim Galatasaray, Beşiktaş taraftarından farkımız ne?

Saygılarımla

 

Cem Polatoğlu

Okunma Sayısı: 1979
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yorum Yaz
Ad Soyad
E-posta
Yorum

Şehr-i Türkiye | Spa & Wellnes | Golf Turizmi | Kalkınma Ofisi | Turizm Rehberi | Künye | İletişim
© Copyright - Her hakkı turizmdesonnokta.com’a aittir.
Tasarım&Yazılım: Grafiker