web tasarım programlama web master

 

 

 

TURİZMDE SON NOKTA
ANKARA TİCARET ODASI
ANTOD YÖNETİM KURULU BAŞKANI
BARACUDA TUR CEO
KOREOGRAF
ANKARA
YAZAR
AKADEMİSYEN / GAZİ ÜNİV.
MARMARA FM GNL. MD.
DANIŞMAN
TURİZM YAZARI
GENÇ BAKIŞ
SİTE İÇİ ARAMA
E-POSTA ÜYELİĞİ
VİDEOLAR
Doç.Dr.Muharrem Tuna
iletisim@turizmdesonnokta.com
Teröre Karşı Turizm Açılımı

 Türkler; gerek tarihsel mirası, gerek coğrafik konumu gerekse potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda emperyalist güçler için daimi bir tehdit kaynağı olarak algılanmıştır. Tarihe bakıldığında dünyada gücü eline geçiren tüm devletler gözünü Türklerin Anayurduna yani Anadolu ve Trakya’ya dikmiş ve bölgede güçlü bir devlet olmaması için ellerinden gelen legal ya da illegal her türlü girişimlerde bulunmuş. Bu durum günümüzde de aynı şekilde devam etmekte. Türkiye’nin güçlenmesine engel olmak için bu güçlerin ellerindeki en büyük koz da Terör!

Ülkemizde ne zaman gözle görülür bir gelişme meydana gelse, bir de bakıyorsunuz ki bir yerde bomba patlamış, bir yerlere silahlı saldırı düzenlenmiş, sokaklarda yasadışı eylemler. Sonrasında medyada boy boy görüntüler, resimler. Sanırsınız ki ülkede kıyamet kopmuş. Bu durum medyanın abartma sanatındaki yetenekleriyle birleşince ortaya Türkiye düşmanlarının büyük bir keyifle izlediği tablo çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’lı bir genç “siz buraya gelirseniz turist oluyorsunuz, biz başka bölgelere gidince terörist oluyoruz”  diyordu bir medya mensubuna. Maalesef otuz yılı aşkın süredir devam eden terör illeti insanların bakış açısı üzerinde bu denli hasarlara yol açtı. Oysa “ Gel, gel, ne olursan ol yine gel, ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.” diyen Mevlana’nın torunlarının birbirlerine karşı böyle bir tutum sergilemesi mümkün mü? Yaratılmaya çalışılan ortam işte tam olarak o Diyarbakırlı çocuğun sözleriyle hayat bulmuş gibi.  Ancak biz millet olarak hep zorluklar karşısında “Bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı” bildik. Bu sorunu da elbirliğiyle, akılla, vicdanla, sevgiyle çözeceğimize dair hiçbir kuşkum yok. 

Bundan yıllar önce İlk güneydoğu ziyaretimde yola çıkarken az da olsa tedirginlik yaşamıştım. Çünkü medyada çoğu zaman bölgede meydana gelen, saldırı, adam kaçırma, bombalama gibi eylemleri izliyordum. Ancak Anadolu insanının konuksever, insancıl, vicdan sahibi yapısını bildiğim için bir sorun yaşayacağımı da pek düşünmemiştim. Gerçekten de öyle oldu. Önce Şanlıurfa’ya gittim, sonra Diyarbakır’a, Mardin’e, Batman’a. Hiçbirinde en ufak bir rahatsızlık hissetmedim, aksine Anadolu insanının içtenliğini ziyadesiyle oralarda da gördüm. O topraklar diğer bölgelerde yaşayanlara yıllarca öyle bir gösterildi ki, insanlar ister istemez mesafe koymaya başladı. Bundan dolayıdır ki alınan seyahat kararlarında hep ötelendi bölge.

Geçtiğimiz günlerde Ekonomi Bakanı Sn. Zafer Çağlayan terörün ülkemize maliyetinin 300-400 milyar dolar civarında olduğunu ifade etti. Bu zararın dolaylı maliyetler de göz önüne alındığında en az iki misli olduğunu düşünüyorum. Eğer biz bu büyüklükteki bütçeyi eğitime, sanayiye, altyapıya harcamış olsaydık, şu anda ne işsizlik, ne eğitim, ne de terör sorunumuz olurdu.

Terör kavramı, siyasal, dinsel veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere; resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımı şeklinde ifade ediliyor. Türkiye olarak yıllardan beri yukarıda sayılan terör biçimlerinin her birini ayrı ayrı yaşıyoruz.

Devletimizi terör konusunda en çok zorlayan husus, bazı bölgelerde teröre halkın destek vermesi. Bu durum, terörle mücadelede mesafe almamızın önündeki önemli engellerin başında geliyor. Bir diğer neden, bölgedeki hızlı nüfus artışı ve buna bağlı işsizlik sorunu. Bu hususlar göz önüne alındığında, bölgede turizmin geliştirilmesi stratejik bir önem kazanıyor. Turizmin geliştiği bölgelerde halk güvenliği öncelik haline getiriyor ve istikrarı bozacak her gelişmeye ve yaklaşıma karşı bir tutum sergilemeye başlıyor. Çünkü insanlar biliyorlar ki istikrar olmadığında turist de olmayacak. Emek yoğun bir sektör olmasından dolayı turizm önemli oranda istihdam sağlıyor ve gençlerin boşta gezip terör örgütlerinin etki alanına girmesinin önüne geçiyor. Avrupalıların dahi Birliklerini kurma yolunda başvurdukları en önemli araçların başında seyahat ve turizm geliyor. Bu sayede insanlar farklı kültürleri tanıyor, o ülkelerden dostlar ediniyorlar. Bu da kültürlerin kaynaşmasına katkı sağlıyor.

Bu düşünceden hareketle, turizmin geliştirilmesinin çözülme sürecine girmiş olan terör sorununa önemli katkılar sağlayabileceği söylenebilir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Gaziantep ve Şanlıurfa hem iç hem de dış turizmde ciddi mesafe kaydederek, turistik potansiyellerini talebe dönüştürdüler ve önemli başarılara imza attılar. Bu başarıda iki ilin vizyoner belediye başkanları Dr.Asım Güzelbey ile Dr.Ahmet Eşref Fakibaba’nın payları oldukça büyük. Ancak bu iki ilde terör sorununun yaşanmaması da turizmin gelişmesinde rol oynadı. Her iki ilin halkı da yöneticileri de turizmin öneminin farkına varmış durumda.   

Bölgede yer alan diğer şehirlere baktığımızda da turizme yönelik önemli potansiyellerinin olduğunu görüyoruz. Adıyaman’da Nemrut Dağı ve Kommagene uygarlığı kalıntıları, Batman’da Malabadi Köprüsü, Hasankeyf Ören Yeri,  Diyarbakır’da muhteşem surlar, tarihi evler ve müzeler, Mardin’de eski yerleşim bölgesi, manastırlar, medreseler, Siirt’te Ulu Cami, çeşitli türbeler ve burada sayamadığım nice değerler. El sanatları ve bölgenin mutfağı da turistleri cezbedecek diğer önemli unsurlar. Özellikle bölge genelinde inanç turizmine hitap edecek çok sayıda cami, türbe, kilise, sinagog gibi eserlerin olması da bir avantaj. Yani kısaca un, şeker, yağ var; helva yapılmasını bekliyor.

İnanıyorum ki terör sona erdiğinde bölge genelinde turizme yönelik önemli ölçüde talep artışı yaşanacak. Bu bağlamda bölgede turizm alt ve üstyapısının geliştirilmesine yönelik çalışmaların hızlandırılmasında yarar var. Bütçeden özellikle restorasyon, kazı, müzecilik, ulaşım gibi kalemlere daha fazla pay ayrılması gerekiyor. Ayrıca halk üzerinde turizm bilincinin oluşturulmasına yönelik kapsamlı faaliyetler gerçekleştirilmeli ve turizm işletmelerine yönelik eğitim programları düzenlenmeli. Turizm yatırımı yapılmasının önündeki engeller kaldırılarak, bölge bir turizm cenneti haline getirilmelidir.

Bu sayede turizmin terör üzerindeki kültürel, sosyolojik ve ekonomik anlamda olumlu etkilerini hayata geçirmemiz mümkün olabilir.

 

 

Saygılarımla…

Doç.Dr.Muharrem Tuna


 

Okunma Sayısı: 2802
Yorum Yaz
Ad Soyad
E-posta
Yorum

 

 

 

Şehr-i Türkiye | Spa & Wellnes | Golf Turizmi | Kalkınma Ofisi | Turizm Rehberi | Künye | İletişim
© Copyright - Her hakkı turizmdesonnokta.com’a aittir.
Tasarım&Yazılım: Grafiker