web tasarım programlama web master

 

 

 

TURİZMDE SON NOKTA
ANKARA TİCARET ODASI
ANTOD YÖNETİM KURULU BAŞKANI
BARACUDA TUR CEO
KOREOGRAF
ANKARA
YAZAR
AKADEMİSYEN / GAZİ ÜNİV.
MARMARA FM GNL. MD.
DANIŞMAN
TURİZM YAZARI
GENÇ BAKIŞ
SİTE İÇİ ARAMA
E-POSTA ÜYELİĞİ
VİDEOLAR
Doç.Dr.Muharrem Tuna
iletisim@turizmdesonnokta.com
Turizmde Nereye Doğru?

1846 yılında Thomas Cook adlı bir İngiliz marangozun mesleğini bırakarak seyahat düzenleme işini yapmak üzere çalışmalara başlaması, modern anlamda turizmin doğuşu olarak kabul edilmektedir. O yıllarda buharlı tren icat edilmiş ve toplu kara taşımacılığı mümkün hale gelmişti. Thomas Cook, ilk olarak 20 km uzaklıktaki bir festivale 500 kişiyi taşımış ve seyahat düzenleme işini bir ticari organizasyon haline dönüştürmüştü. Sonrasında kurduğu şirketle turizm sektörünün şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştı. Zaman içerisinde sektör büyümeye devam etmişti ancak bu büyüme çok da hızlı gerçekleşmiyordu.

1950’li yıllara gelindiğinde önemsenmeyen, ciddiye alınmayan bir sektördü seyahat ve turizm. Gerçi o yıllardaki ekonomik hacmi de ciddiye alınmamasına önemli bir gerekçe idi. 1950 yılında dünya genelinde uluslararası seyahat eden kişi sayısı sadece 25 milyondu ve bunun önemli bir kısmı Avrupa ülkelerinin kendi aralarında gerçekleşiyordu.

1980’lere gelindiğinde sektördeki büyüme ve ekonomiye katkısı hissedilmeye başlanmıştı. Uluslararası turist sayısı 280 milyona çıkmış, toplam turizm geliri ise 1950 yılında 13 milyar dolar iken 1980 yılında 190 milyar dolara yükselmişti. Artık sektör rüştünü ispat etmiş ve ülkelerin dikkatini yoğunlaştırdığı bir alan haline gelmişti.

Yıl 2012. Gelinen noktada turizm, önemi ve ekonomik etkisi tartışılmaz, dünyanın halihazırda en büyük sektörlerinden birisi olarak duruyor karşımızda. 2011 yılında dünyada 982 milyon kişi uluslararası turizm hareketlerine katılmış ve gittikleri ülkelere bir trilyon dolar bırakmışlar. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) tahminlerine göre 2030 yılında yani 17 yıl sonra uluslararası seyahat eden turist sayısı 1,8 milyar kişiye ulaşacak ve turizm gelirleri 2 trilyon doların üzerine çıkacak. Bu sayıların büyüklüğünü anlamak için dünyanın nüfusuna ve tüm dünyada üretilen mal ve hizmetlerin parasal karşılığına bakmak yeterli olur sanırım. Günümüzde yaklaşık 7 milyar insan yaşıyor dünyada ve bu rakamın 2030 yılında 8 milyara ulaşması bekleniyor. Buna göre 2030 yılında toplam nüfusun yaklaşık dörtte biri farklı ülkelere turist olarak seyahat edecek. Tahminler tutarsa gerçekten günümüzle kıyaslandığında çarpıcı bir artış olacak. 2030 yılında 2 trilyon dolara ulaşacağı tahmin edilen turizm gelirleri bugüne göre iki kat artacak. Günümüzde dünyada üretilen mal ve hizmetlerin parasal karşılığı yaklaşık 60 trilyon dolar. Şu anki duruma göre üretilen mal ve hizmetlerin altmışta biri turizmden sağlanıyor. 2030 yılında turizm gelirlerinin iki kat artacağı düşünüldüğünde, sektörel açıdan turizmin önemini daha da arttıracağı söylenebilir.

Türkiye’nin bu işin neresinde olduğuna bakacak olursak, genel durumun hiç de fena olmadığını söyleyebiliriz. Sektörün öneminin farkına ilk olarak rahmetli cumhurbaşkanımız Turgut Özal döneminde 80’li yılların başlarında ilan edilen desteklerle birlikte varmıştık. 1980 yılında ülke olarak sadece 1,3 milyon yabancı turisti ağırlarken, bu sayı 2011 yılında 31,5 milyona yükselmiş durumda. Bu ziyaretlerden 1980 yılında sadece 327 milyon dolar gelir elde ederken, şu anda turizm gelirimiz 23 milyar dolara ulaşmış durumda. 21 yılda 70 misli bir gelir artışı yaşanmış sektörde ve artış düzenli bir biçimde devam ediyor.

Ülkemiz için turizm gelirleri o kadar önemli ki, bu gelirler dış ticaret açığının kapanmasında önemli rol oynuyor. Turizm gelirleri, hesaplamalarda bir ihracat kalemi sayılmıyor, ancak birçok görüşe göre bu faaliyet aslında bir ihracat. Türkiye’nin 2011 yılında gerçekleşen toplam ihracatı 135 milyar dolar, ithalatı ise 241 milyar dolar. Arada 106 milyar dolarlık bir açık var. Bu açığın yaklaşık dörtte biri turizm gelirleri ile kapatılıyor. Bu anlamda sektörün milli ekonomiye ve istihdama ciddi katkısı var.

2011 yılı rakamlarına göre dünyanın gelen turist sayısı açısından altıncı ülkesiyiz. Müthiş bir başarı. Burada Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Eruğrul Günay ile ekibini kutlamamız gerekiyor. Son yıllarda daha katılımcı bir anlayışla başarılı işlerin altına imza atıyorlar. Ancak turizm gelirleri sıralamasında ilk on ülke içerisinde yokuz maalesef, kendimize onbirinci sırada yer bulabiliyoruz. Bu da şapkayı önümüze alıp düşünmemiz gereken bir konu. Bu durum şu anlama geliyor: Ülkemize gelen turistler rakiplere oranla daha az para harcayarak tatil yapıyorlar. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre yabancı ziyaretçi ortalama harcaması 2012 yılının ilk altı ayında 558 dolar olarak gerçekleşmiş. Oysa turizmde öncü bazı ülkelerin kişi başı turizm gelirleri şöyle: ABD 1870 dolar, Almanya 1366 dolar, İspanya 1056 dolar, İtalya 932 dolar, Çin 842 dolar. O halde yapılması gereken şey, kişi başı turizm gelirlerimizi arttırmak. Peki bunu nasıl yapacağız?

Ülkemiz turizm potansiyeli açısından oldukça zengin. Oysa bizim turizm stratejimiz geçmişten bu yana deniz kum güneş üçlüsü üzerine kurulu. Son yıllarda birtakım farklılaştırma çabaları var ancak yetersiz. Daha hızlı hareket edip, turizmde daha güçlü bir marka ülke haline gelmeliyiz. Dünyada tüm ülkeler turizm gelirlerinin yarattığı faydanın farkına vardı ve her ülke bir taraftan nasıl turizm ülkesi oluruz sorusunun cevabını bulmaya çalışıyor. Dünya küçüldükçe turizm büyüyor. Eğer farklılaşmayı ülke olarak başaramazsak, sıradan bir sunumla birçok rakibimizin gerisinde kalabiliriz.  

Dünyada deniz kum güneş hemen hemen her bölgede var. Belki bizden daha zengin potansiyele sahip ülkeler de var. Biz daha yüksek gelir düzeyine sahip kitlelere yönelerek, daha üst düzey hizmetlerle, daha farklı turistik arzlarla yola devam etmeliyiz.

Bunun için hızlı bir biçimde termal turizm alt ve üstyapı sorunlarımızı çözmeliyiz. Medikal turizmle ilgili mevzuat altyapısını bir an önce tamamlayarak, sağlam temellere oturmuş bir biçimde bu pazara girmeliyiz. Golf turizminde markalaşma yolunda daha fazla çaba sarf etmeliyiz. Kültürümüzü ön plana çıkararak, turizm ve kültürü iç içe turistlere sunmalıyız. Bu doğrultuda özellikle yemeklerimizin markalaşmasına odaklanmalıyız. Spor turizminde tercih edilen bir ülke olma yolunda gereken adımları atmalıyız. Kış turizm alt ve üstyapı sorunlarımızı aşarak markalaşma faaliyeti içerisine girmeliyiz.

Aksi halde sıradan bir turizm ülkesi olarak yolumuza devam ederiz ve rekabette başarılı olma şansımız oldukça zayıflar. Ülke olarak vizyonumuz “hem turizm geliri hem de gelen yabancı turist sayısı açısından dünyada ilk beş içerisinde yer alan bir ülke olmak” olmalıdır. Bize de bundan başka bir bakış açısı yakışmaz.
Saygılarımla.

Doç.Dr.Muharrem Tuna

 

 

Okunma Sayısı: 2566
Yorum Yaz
Ad Soyad
E-posta
Yorum

 

 

 

Şehr-i Türkiye | Spa & Wellnes | Golf Turizmi | Kalkınma Ofisi | Turizm Rehberi | Künye | İletişim
© Copyright - Her hakkı turizmdesonnokta.com’a aittir.
Tasarım&Yazılım: Grafiker