web tasarım programlama web master

 

 

 

TURİZMDE SON NOKTA
ANKARA TİCARET ODASI
ANTOD YÖNETİM KURULU BAŞKANI
BARACUDA TUR CEO
KOREOGRAF
ANKARA
YAZAR
AKADEMİSYEN / GAZİ ÜNİV.
MARMARA FM GNL. MD.
DANIŞMAN
TURİZM YAZARI
GENÇ BAKIŞ
SİTE İÇİ ARAMA
E-POSTA ÜYELİĞİ
VİDEOLAR
Erez Eğilmez
iletisim@turizmdesonnokta.com
21-Aralık 2012 Cuma Sıradan Bir Gün

22-Aralık 2012 Cumartesi Yaşamaya Devam

 

Günaydınlar iyi öğleden sonrası iyi akşamlar iyi geceler ve tatlı rüyalar.

 

Kısacası merhaba tüm canlı varlıklar merhaba bu güzel yaşanası Dünya. Kendi bedenime dokunuyorum bugünde her gün olduğu gibi. Ve yarında dokunacağım ta ki bedenimden ruhum çıkıp hakkın rahmetine kavuşacağı gün gelene kadar.

Yüce bir varlık var hangi dine sahip olursanız olun o yüce varlık tüm sonsuz evreni yaratan ve bu uçsuz bucaksız evrende nice galaksileri içinde barındıran ve güneş sistemimizde tek yaşanabilir gezegende yani DÜNYA DA tüm canlı varlıklara yaşam veren o yüce varlık ALLAH ‘’YÜCE ALLAH’’ sana şükürler olsun ki yarattığın hayat verdiğin ve bizlerinde dünya dediği bu yaşanası gezegeni insanoğluna bahşettin. Şükürler olsun sana RABBİM.

Milyarlarca yıl önceydi bir ses bu ses rüzgârın sesi, bu ses suyun sesi, bu ses bir canlı varlığın sesi. Ve sonrası esas hikâye bur da başlıyor sonrası da insanoğlunun sesi. Bu ses öyle bir ses idi ki Âdem le Havva dan dan yaratılan insanın sesi yüce ALLAH dünyaya özenle bezenle gönderdiği insanoğlunu bu cennet yaşanası dünyaya diğer canlı varlıklardan farklı olarak kalpsel duygu ve beyinsel çalışım donanımları sunarak gönderdi. Belki bildiği belki de bilmediği bir şey vardı yüce ALLAHIN buda yanlış algılanmasın bilmediği derken bilipte bakalım ne yapacaklar dediği insanoğlu ne gördü ne yaptı ne düşündü ve 21.yüzyılda dünyayı ne hale getirdi.

Yaşadığımız bu topraklar altında nice medeniyetler yatmakta, üzerine basarak yürüdüğümüz bize hayat veren bu toprakların altında kim bilir kimlerin bedeni toprağa kavuşmuş ruhu yüce ALLAHIN yanında. Evet, kim bilir sizler benden daha iyi bilirsiniz kimin neyi bilip kimin neyi bilmediğini.

Nice evrimler geçirmiş bu yorgun yaşanası dünya. Dünya deyip geçmeyin onunda bir kalbi var insan gibi ona da ne kadar iyi bakarsanız iyi davranırsanız korur sevgiyle yaklaşırsanız o da sizi karşılığını bazı insanlar gibi bin katıyla geri verir bunu sakın unutmayın. Ama biz insanoğlu ne yaptık bırakın birbirimize yaptıklarımızı, bırakın hırslarımız uğruna savaşlar çıkarıp masum insanları öldürmeyi bırakın hislerimize yenik düşüp nice kalpler kırmayı bırakın gözlerimizle görmeyi, görmemeyi öğrendik. Vurmayı öğrendik, bir kamçının çıkardığı o acı sesi kulaklarımıza yer edindirdik. Niye? Soruyorum niye? Niye olacak çünkü biz insanoğluyuz.

İnsan kelime anlamıyla nedir diye sorarsam herkesin kendine göre bir cevabı olur. Doğadaki diğer biyolojik canlılarda olduğu gibi var olduğu yaşam serüveninde birçok evrimsel süreçten geçmiştir insan. Ayakları üzerinde durabilmiş, maddeye şekil verip tasarımlar yapabilmiş, elleri ile üretebilmiş ve tüm bunların sonucunda kendini bir bütün olarak ifade edebilecek sanatı ve kültürünü oluşturmuştur. Belki de bu şekilde yaşamı anlamayı, kendini duyumsayabilmeyi öğrenebilmiştir. Ama asıl önemlisi, kendini bir varlık olarak algılama becerisini gösterebilen bilinen tek varlık olmuştur. Ne güzel bütün bunları yapabilmek için zaten yüce Allah yaratmadı mı bizi?

İnsanlık tarihi neler gördü neler yaşadı. Bu yaşananlar roman oldu rafları süsledi. Film oldu izlendi. Tarih oldu belgelenip imzalandı. Sonunda sonu demek yanlış olur o günlerden bu günlere geldi.

Bir kavram var Kıyamet ama o kıyamet gerçek anlamıyla YÜCE ALLAHIN peygamberleri aracılığıyla kitaplarında kavimlerine bildirdiği gerçek kıyamet insanoğlunun uydurası söylediği kıyamet değil. Onun yeri ve zamanını ne atalarımız ne babalarımız ve gülümseyerek söylüyorum nede mayalar bilebilir. Tek bilen yüce ALLAHTIR.

Ancak bu uzunca giriş başlığından sonra simdi konuya giriyorum esas kıyameti bu dünyada zaten her gün istemesek te yaşamıyor değiliz.

İnsanların savaş çıkarması bir kıyamet.

Haksızlığa uğrayan, zulüm yiyen, insandan insana gelen kıyamet.

Kalplerin kırılması ise en büyük kıyamet.

Ruhunu şeytana satan ve sonrada pişman olanların çıkardığı kıyamet.

İnsanın değer verdiği birini üzmesi en büyük kıyamet.

Al eline silahı vur bir başkasını en büyük kıyamet.

Gözlerin gözlerin içine bakarak söylenen yalanlar en büyük kıyamet.

Özür dilemek marifet ise de, bundan daha kıymetlisi özür dileyecek duruma düşmemektir. Belki buda bir kıyamet.

Birbirimizi taşlamaktan, birbirimizden gelebilecek olan hakikatlere de bir türlü açamıyoruz kendimizi. En büyük etken korkularımız oluyor, aramızdaki savaşları bitirmemek için. Sulh ilan eder, mutlu olmanın haklı olmaktan daha önemli olduğuna inanırsak, daha fazla istismar edileceğimizi zannediyoruz. Sırf bu korkumuz yüzünden bugünü yanlış yorumluyor, bugünü kaçırıyoruz. Kalkanlarımızı indirsek savunmasız kalacağız diye, sokak kedileri gibi tüylerimizi diken diken ederek hırlaşıyoruz çoğu kere. İşte budur en büyük kıyamet.

Allah insanlara istedikleri her şeyi vermiştir. İnsan kendi iradesinde yapacağı samimi bir davranışlarla bu gerçeğe kendisi de şahit olacaktır. Bunun karşılığında Allah'ın insanlardan istediği şey teslimiyetle, elindeki nimetlerden dolayı şımarmayan ya da kaybettiklerinden dolayı ümitsizliğe kapılmayan, dünya hırslarından uzak, mutmain bir ruh içinde Kendisine yönelmeleridir; ahiretteki gerçek ve ebedi hayatlarını düşünmeleri ve ona göre davranmalarıdır. İşte bunları bilmeden düşünmeden yaşamak en büyük kıyamettir.

Bu dünyada en büyük günah günahsız kalpleri sevgiyle bir başkasına karşılık duymadan sevilen bir kalbin kırılması en büyük kıyamettir.

Sonu yoktur kıyametlerin yazsam sabaha kadar sürer bu gerçek sanal olmayan kıyamet nedenleri.

Sorarım size ey insanoğlu hiç eline kalemi alıp yazdın mı korkularına yenik düşmeden, kendi hikâyeni kaleme alıp, bir hatıra defteri yaratıp kendine bir yaşanası dünya yarattın mı?

Geç değil bunları yaratabilmek için yıllar o kadar çabuk geçiyor ki sen farkına varmadan gün gelecek bizlerde diğerlerinin yanına gideceğiz. Bu sözlerim sadece dost arkadaş ve tanıdıklarıma değil bizleri yöneten devlet büyüklerimizde insanlığın geleceğini teminat altına aldıran halklarına refah seviyelerini yükseltmek ve huzur barış ve mutluluk sözü verip başkanlık koltuğunda oturan dünyayı yöneten tüm liderlere.

Bizler bu dünyanın koruyucuları insanlar bütün bunları düşünerek geleceğe şekil verebilir kendi hayatlarımıza üzüntü yerine mutluluk bahşedebiliriz. Sanal dünyanın sunduğu nimetlerin yaşandığı bu devirde istersek gerçek sevgilerin ve duyguların yaşandığı kıyametin kopmayacağı ancak yeri ve zamanını sadece Yüce ALLAHIN bildiği bir dünya yaratabiliriz kendimize.

İşte bunu başardığımızda ne göreceğiz biliyor musunuz? Bu dünyanın gerçek bir cennet olduğunu, gözlerimizi kapatıp sonsuz hayata giderken de yerimizin cennet olacağını.

Hadi şimdi neşelenme zamanı bırakın 21-Aralık- 2012 safsatalarını kıyamet senaryolarını bir yılı daha geride bırakmamıza yaklaşık 10 gün var neşesiyle hüznüyle başarısıyla kazanımlarıyla her ne yaptıysak geride bırakıp geleceğe yöneleceğimiz 2013 yılı var önümüzde ona hazırlanalım.

Huzur

Mutluluk

Neşe

Sevinç

Gerçek sevgiler

Başarı

 

Ve gönlünüzden ne geçiyorsa sizinle olsun hepinize şimdiden mutlu yıllar diliyor kıyamet siz uzun ömürler temenni ediyorum.

Ben EREZ EĞİLMEZ mutluyum yüce ALLAHIN beni bu dünyaya getirdiği için sizlerde mutlu olun ve yakınınızda da uzağınızda da olsa sizlere sevgiyle sunulan değerlerin farkına varın.

Sevgi yolunuzu aydınlatsın saygı kalplerinize sunulan bir erdem olarak sonsuza dek yaşasın. Unutmayın hayat sevince güzel.

 

EREZ EĞİLMEZ

Okunma Sayısı: 107392
Yorum Yaz
Ad Soyad
E-posta
Yorum

 

 

 

Şehr-i Türkiye | Spa & Wellnes | Golf Turizmi | Kalkınma Ofisi | Turizm Rehberi | Künye | İletişim
© Copyright - Her hakkı turizmdesonnokta.com’a aittir.
Tasarım&Yazılım: Grafiker