web tasarım programlama web master

 

 

 

TURİZMDE SON NOKTA
ANKARA TİCARET ODASI
ANTOD YÖNETİM KURULU BAŞKANI
BARACUDA TUR CEO
KOREOGRAF
ANKARA
YAZAR
AKADEMİSYEN / GAZİ ÜNİV.
MARMARA FM GNL. MD.
DANIŞMAN
TURİZM YAZARI
GENÇ BAKIŞ
SİTE İÇİ ARAMA
E-POSTA ÜYELİĞİ
VİDEOLAR
İrem Sayın
iletisim@turizmdesonnokta.com
Holocaust

“Biz ayakkabılarız, biz geriye kalan tek görgü tanıklarıyız.

 

Biz torunların ve büyükbabaların ayakkabılarıyız, Prag`dan, Paris`ten, Amsterdam`dan,
Sadece kumaştan ve deriden yapıldığımız, etten kemikten yapılmadığımız için o cehennem ateşinden kurtulduk.”

 

 

Moses Schulstein (1911-1981)

Bu yazı Amerika`da Holocaust adlı soykırım müzesinden alıntıdır. Yazının altında soykırıma uğrayan yahudilerin yüzlerce ayakabısı vardır.

 

 

Müzenin gerçek ismi United States Holocaust Memorial Museum, Amerika Birleşik Devletleri Yahudi Soykırımını Anma Mızesi yani orası sadece bir müze değil anma müzesi oraya girdiğin anda zamanında yahudilerin (aslında sadece yahudiler değilmiş çingeneler bedensel özürlüler ve daha bir çok grup) çektiği tüm acıları, üzüntüleri, kayıpları, işkenceleri bir bir öğrenip onların yaşadıklarını bir nebze olsun anlamaya çalışıyorsun…

Ve anlatıyor da… O duvarlardaki yazılar, mahkumların giydiği kıyafetler, kullandıkları eşyalar (ayakkabılar, çatallar, makaslar…), ekranlardaki videolar, size yaşanan her hikaye yi tek tek anlatıyor.

O ayakkabılara baktığımda her ayakkabı çiftinin ayrı bir hikayesi olduğunu düşündüm, acaba o tabanı delik ayakkabı nerelerde çalıştırılmıştı? O topuklu yırtık olanın sonu nasıl oldu? Gaz odası mı? Kim bilir? Peki ya o çocuk ayakkabısının hikayesi? Onun suçu neydi peki?

 

 

İzlediğimiz videolardan biri kurtulanların, yaşadığı olayları anlattığı videoydu. Hepsi aynı soruyu soruyordu bize “Siz hiç suçsuz olduğunuz halde cezalandırıldınız mi? Biz cezalandırıldık.” Onların suçu yahudi olmaktı. Dinleri yüzünden cezalandırılmışlardı…“Acaba nasıl bir hayvan olarak görüluyoruz diye çok merak ediyordum, sokaktaki hayvanlara yapılan muamelenin daha kötüsü bize yapılıyordu.” demişti biri. Ve konuşan her kişinin gözlerinden o acıyı görebiliyordunuz, akan yaşlardan da üzüntüleri…

 

 

Peki bu yahudiler ne yaşadı? Her şey yavaş yavaş başladı, ilk önce bazı yasalar kondu, bazı özgürlükler kısıtlandı. Onlara özel banklar konuldu, başka bir yerde oturmaları artık yasaktı, onların dükkanlarından alışveriş yapılması yasaklandı. Hepsinin elleri boyutunda sarı davutun yıldızı üzerine `yahudi` yazan kumaş parçaları takmaları zorunluluğu getirildi. Sonra bu insanlar bir bir toplandı, gettolara yerleştırildi, sinagogları yakıldı. Evlerinden, arkadaşlarından uzaklara yollandılar, aç susuz bırakıldılar, üzerlerinde deney yaptılar, saçlarını eşyalarda kullandılar, altın dişlerini eritip sattılar, vücutlarından sabun yaptılar, isimlerini alıp onlara sayı verdiler, mahkum gibi bir örnek giydirildiler… Güçlü kuvvetli olanları çalıştırdılar, güçsüzleri gaz odalarına duş vaadiyle sokup canlarını aldılar… 6 milyon kişi bunları yaşadı, 1.5 milyonu ise çocuk…

Onların tek suçu yahudi olmaktı…

Bir dakikalığına kendi hayatınızı düşünün -onlar da iyi kötü yaşayıp gidiyordu- ta ki bir gün suçlu ilan edildiniz nedeni inançlarınız. Elinizdeki her şey alındı uzaklaştırıldınız evinizden ölüme mahkum edildiniz. Hayal edebiliyor musunuz?

 

 

Çok zor onların yaşadıklarını hayal bile etmek çok zor . Ben bunu oraya gidince anladım.

Müzenin bir bölümü de ‘çocuklar için’ diye anılıyor fakat aslında orası herkes için. Bu bölümde holokaustu yaşayan bir çocuğun ‘Daniel’ in günlüğünden sayfalarla hayatı anlatılıyor. İlk önce Daniel’in evine girdik . Günlüğündeki sayfalar duvarlarda masalarda duruyordu , onları tek tek okuyarak hayatını öğrendik. Daniel bize ilk mutlu mesut hayatından bahsetti . Hobilerini arkadaşlarıyla sokakta özgürce nasıl oynadığını anlattı. Ailesini tanıttı. Kız kardeşiyle diyaloglarından bahsetti. Gün gün yazmıştı günlüğüne. Zaman geçtikçe o da anlamıştı bir şeyler değiştiğini, o daha anlam veremese de not etmişti günlüğüne. Gettolara taşınışlarını da yazmıştı aç bırakılışlarını, kardeşi ve annesinden ayrılışlarını, anlam veremediği ama yaşamaya mecbur edildiği her şeyi bir bir yazmıştı o günlüğe… Ve biz de o bölümde onun hayatına şahit olduk. Daniel holokosttan kurtulan şanslı çocuklardandı büyüdüğünde babasına kavuşmuştu fakat annesi ve kız kardeşine kavuşmak için çok geçti. Yaçadıklarını anlattığı günlüğünü ve eşyalarını da bu müzeye bağışlamıştı.

 

 

Ve müzede bize ilginç gelen bir olay; girişte size “kimlik” kartları veriliyor, bu kimlikler holokost zamanında yaşayan insanların hikayesini anlatıyor. Siz de gezerken o kişi oluyorsunuz; ben Gisha Galina Bursztyn’dim…

 

 

Size kesinlikle tavsiyem hayatınızda en az bir kere o müzeye uğramanız ve onların yaşadıklarını hissetmeniz… Bu benim ikinci gidişimdi ve son olacağın düşünmüyorum çünkü her gittiğimde ayrı bir “kimlik” oluyorum farklı bir hayatı yaşıyorum…

 

"http://www.ushmm.org/outreach/tr/ daha fazla bilgi ogrenmek icin bu siteye basvurabilirsiniz."

 

İrem Sayın

 

 

Okunma Sayısı: 2761
Yorum Yaz
Ad Soyad
E-posta
Yorum

 

 

 

Şehr-i Türkiye | Spa & Wellnes | Golf Turizmi | Kalkınma Ofisi | Turizm Rehberi | Künye | İletişim
© Copyright - Her hakkı turizmdesonnokta.com’a aittir.
Tasarım&Yazılım: Grafiker