web tasarım programlama web master

 

 

 

TURİZMDE SON NOKTA
ANKARA TİCARET ODASI
ANTOD YÖNETİM KURULU BAŞKANI
BARACUDA TUR CEO
KOREOGRAF
ANKARA
YAZAR
AKADEMİSYEN / GAZİ ÜNİV.
MARMARA FM GNL. MD.
DANIŞMAN
TURİZM YAZARI
GENÇ BAKIŞ
SİTE İÇİ ARAMA
E-POSTA ÜYELİĞİ
VİDEOLAR
İrem Sayın
iletisim@turizmdesonnokta.com
Dünya’nın 7 Harikası’ndan

Değerli okurlar,

Bu haftadan itibaren sizlerde “Genç Bakış” adı altında kendine özgü anlatımıyla, hayatının baharında bir çok yerleri gezmiş ve gezmeye devam eden genç bir yeteneği tanımaya başlayacaksınız. Turizme bir nevi gönül vermiş bir genç kız ve bizlerin gurur kaynağı sevgili yeğenim İrem Sayın’ın  yazılarıyla Turizmde Son Nokta ailemize bir renk daha  gelmiş  olacak.

Çekirdekten bir turizm yazarı olmaya aday İrem Sayın. Bende onun  kendi anlatımıyla yazdığı yazıları değiştirmeden sizlere aktaracağım.

Sevgili İremciğim  ailemize hoş geldin kalemine ve yüreğine sağlık  diyorum.

 

 Merhaba,

Ben İrem 17 yaşındayım, Şişli Terakki Lisesinde 3. sınıf öğrencisiyim. Sayısal öğrencisiyim ve aslında yazmayı pek sevmem ama konu seyahat olunca dayanamadım ve bu işe kalkıştım. Gezmek, özellikle yurtdışına çıkmak, yeni kültürlerle tanışmak, yeni yerler görmek benim en büyük zevkim. Yaşım daha küçük olmasına rağmen yaşımın neredeyse iki katı kadar şehir gezdim diyebilirim, hepsinden ayrı bir tat aldım, fotoğraflar çektim, buzdolabı magnetleri aldım ve her yerden oraya özgü kar küreleri topladım…

 

 

Kanım mı çekiyor bilemiyorum ama ben Yunanistan’ı bir ayrı severim ve tabiî ki adalarını da… Size beni en çok etkileyen adadan bahsedeyim, on iki adaların en büyüğü ve bir zamanlar Osmanlının yönetimde olan Rodos...

Dünyanın 7 Harikalarından biri olan ve bir zamanlar o adada bulunan Rodos Heykelinin ev sahibi olan Rodos…

 

 

Marmaris’ten hızlı feribotla çok rahat geçiliyor. Ve yolculuk sadece bir saat sürüyor. Rodos’a ilk vardığımızda şehir bize çok beton geldi, yavaş yavaş ısındık aynı denizine girer gibi, alışa alışa…

 

 

Şehirleşme ve betonlaşma orada da büyük bir problem ve bu yüzden aralarında kalan “Old Town” (eski şehir) gözükmüyor. Ben asıl orya girdiğimde fark ettim adanın güzelliğini. Old Town adı üzerinde eski şehir, surlarla çevrili, taştan evler, dar sokaklar, tek tek elle dizilmiş taş yollarla dolu… Fakat şehir müze gibi kullanılmıyor. O şehir yaşıyor, hem de bozulmadan.

 

 

Çok güzel restoranlar, minik butikler, hediyelik eşya mağazalarıyla dolu bir yer orası. Saat ilerledikçe kanımız daha çok ısındı o şehre çünkü Osmanlının izlerini taşıyordu. Osmanlıya ait okul, kütüphane, hamam ve camiye rastladık. Akşam olduğunda yine Old Town’ un içinde çok hoş müzikli bir restoranda yemek yedik.

 

 

Yemekler Türk yemeklerine çok benziyor. Türk olduğumuzu öğrendiklerinde Türkçeye de çevrilmiş olan şarkılar çaldılar ve biz şarkıları dinleyip onlara eşlik ederken bir yandan bize özel gelen Türkçe menüden ne yesek diye düşündük. Garsonlarla arkadaş olduk onlar bizle Türkçe konuştu biz onlara Yunanca cevap verdik.

 

 

Sizi temin ederim ki bizim kadar misafirperverlerdi, kendimizi evimizde gibi hissettik. Ve orada yaşayanların büyük bir bölümü Türk, aklınızda bulunsun kendi aranızda konuşurken dikkat edin. J Ertesi gün hem Rodos’a hem Türkiye’ye yakın olan başka bir adaya günlük turla gittik. Adanın adı Symi. Bize gösterilen kitapçıklarda, adanın maketini gösteriyorlar sandık ve adanın gerçek resimlerini sorduk. Böyle bir diyaloga girmemizin sebebini eminim siz de oraya gidince fark edeceksiniz.

 

 

Ada gerçekten maket evlerle dolu gibiydi rengârenk kutu kutu şirin evlerle…

Bu adanın bir diğer özelliği ise Türk ünlülerle karşılaşma olasılığının yüksek olması bunu ben söylemiyorum oradaki mağaza çalışanları bize söyledi. Adayı gezdikten sonra oturduk ve klasik menüyü sipariş ettik patates kızartması, ortaya küçük balık (sardina ve gavros) ve Grek salata. Yemekten sonra sahildeki dükkânları gezerken zaman su gibi akıp geçti. Ertesi gün başka bir tur aldık ve Rodos adasının diğer bir tarafına doğru yola çıktık. Gittiğimiz yer Lindos. Lindos’a vardığımızda o masmavi harika denizi bizi büyüledi.

 

 

Aslında küçük bir koydu fakat tüm günümüzü orada geçirirken hiç sıkılmadık. Yunanistan’ın çoğu bölgesinde de bulunan Acropolis’e çıktık. (Acropolis kelime anlamıyla tepedeki şehir demek ve zamanında savunma amaçlı yapılan tarihi yapıdır) O kavurucu sıcakta oraya çıkmamızı sağlayan en önemli şey tepeye katırlarla çıkıyor olmaktı.

 

 

Hem yürümemiş olduk, hem hızlı çıktık, hem de yorulmadık (maalesef ki katırları yorduk) Tepeden hem tüm adanın hem de o güzel denizinin fotoğraflarını çektik. Aşağı indiğimizde ise kendimi o denize nasıl attığımı hatırlamıyorum… Çok keyifli bir tatildi size de tavsiye ederim… 

 

 

 

Bu hafta çok önemli bir yere  gidiyorum…  Beyaz Saray’a…  döndüğümde sizlerle paylaşacağım

 

İrem SAYIN

 

 

Okunma Sayısı: 3296
Yorum Yaz
Ad Soyad
E-posta
Yorum

 

 

 

Şehr-i Türkiye | Spa & Wellnes | Golf Turizmi | Kalkınma Ofisi | Turizm Rehberi | Künye | İletişim
© Copyright - Her hakkı turizmdesonnokta.com’a aittir.
Tasarım&Yazılım: Grafiker