web tasarım programlama web master

 

 

 

TURİZMDE SON NOKTA
ANKARA TİCARET ODASI
TUROFED GENEL SEKRETERİ
BARACUDA TUR CEO
KOREOGRAF
ANKARA
YAZAR
AKADEMİSYEN / GAZİ ÜNİV.
MARMARA FM GNL. MD.
TTYB GROUP HOLDING BŞK
DANIŞMAN
TURİZM YAZARI
GENÇ BAKIŞ
SİTE İÇİ ARAMA
E-POSTA ÜYELİĞİ
VİDEOLAR
GENEL TANITIM
TARİH VE DOĞANIN TÜM CÖMERTLİĞİNİ SUNDUĞU ŞEHİR... BARTIN

Üç bin yıllık geçmişe tanıklık eden, Köprüleri, hanları, hamamları, ırmakları, ahşap evleri, şelaleleri, geleneksel düğünleri ve seçkin mutfağıyla cennetten  bir köşe….

Bu ay ki ilk durağımız  tarih ve doğanın tüm cömertliğini sunduğu şehir BARTIN  İlimiz ve BARTIN İl Kültür Turizm Müdürü Sn. Mehmet Altaş.

BARTIN, 3000 yıllık geçmişinden günümüze taşıdığı seçkin tarihi, kültürel ve folklorojik değerleri ile olağanüstü güzellikler sergileyen doğal turizm kaynaklarıyla önemli bir cazibeye sahiptir. Özellikle “çeşmi Cihan” yada “Uyuyan Prenses” Amasra; sahip olduğu tarihi ve kültürel değerleri yanında panoramik güzelliği ve deniz turizmi olanaklarıyla da yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı. 1940’lı yıllardan beri ev pansiyonculuğuna öncülük eden ve köklü bir turizm geleneği bulunan en eski  turistik kentlerden.

1940’lı yıllarda turizmle tanışan BARTIN, adını ırmağın antik çağdaki adı ve tanrıça Athena’nın bir sıfatı olan Parthenious’tan alır. Kente adını veren Bartın ırmağı, Türkiye’de bir benzeri olmayan 500 tonluk gemilerin şehir merkezine kadar 15 kilometrelik bir mesafede gitmesine olanak verir. Bartın’da ahşap tutkusu  evlere yansımıştır. Kent merkezindeki ahşap Bartın evleri, estetik yüzlerinde Art Nouveu ve Barok  sanatlarını yansıtırken, Türkiye’de tek olmanın gururunu yaşarlar. Bartın’la özdeşleşen Tel Kırma, folklorik değerlerin sadece bir örneği.

Doğa  harikası Küre Dağları Milli Parkı, dünya’da  ender gelişen doğal anıt niteliğindeki Güzelcehisar Lav Sütunları, rengarenk bir dünya görünümündeki Gürcüoluk mağarası, 59 km lik sahil şeridinde olağanüstü doğayla bütünleşerek birer gerdanlık gibi süsleyen plajlar, bize doğanın ne kadar muktedir olduğunu anlatıyor. Fatih Sultan Mehmet’in “Lala  Lala Çeçm-i Cihan Bura mı ola” deyip hayretini gizleyemediği Amasra; Pilinius’a göre zarif ve güzel, Niketas için dünyanın gözü, Cenovalılar’a göre de çiçekli kaledir. Amasra; dünyada tek olan Kuş kayası Yol Anıtı, arkeolojik varlıkları  ve peysaj değerleriyle tam üç bin yıldır sergiliyor bu güzelliğini.

Ulus ilçesindeki Ulukaya Şelalesi’nin çağıltısı, tabiatın sessizliğini bozarken hoş bir seda oluşturur. Oradan içilen bir yudum su mitolojide “Gizemli sevgileri açığa çıkaran bir iksir” olarak kabul edilir.

Kurucaşile’nin Tekkeönü ve Kapısuyu köylerindeki tezgahlarda Alamana, Alamatra, Bumbarta, Çektirme, Gulet, Mavna, Salapurya ve Tezeme tipleriyle hala sürdürülen ahşap gemi yapımı, Bartın’da 400 yıllık bir geleneği yansıtır. Argonatlar’ın, Altın post’u aramak için yartırdıkalrı gemiyi de Kurucaşile’de Argos  Usta’nın yaptığı kulaktan kulağa söylenerek günümüze ulaşmış.
Bartı ve yöresi; tarihi ve kültürel mirasın örnekleri yanında, 59 km lik kıyı bandıyla mavi ve yeşilin buluştuğu eşsiz doğal plajlar ve koylar, Lav sütunları ve mağaralar gibi doğanın armağanı doğal oluşumlar, Milli Parklar, yaylalar, ırmak ve şelaleler, doğal gezi ve av alanlarıyla turizm aktivitelerinin hemen hemen hepsinin yapıldığı bir bölge konumuna gelmiştir.

Bartın’da sektöre hizmet veren konaklama tesisi sayısı; 6 İşletme Belgeli ve 67 Yerel Yönetim Belgeli olmak üzere toplam 73, Yatak kapasitesi ise; 2980’dir. Yatırım Belgeli 100 yatak kapasiteli 1 tesisin inşaatı sürmekte. Ayrıca 2 Seyahat Acentası turizme hizmet vermekte. Bartın Şehir Merkezi, Amasra, İncekumu, Kurucaşile ve sahil boyundaki yerleşim merkezlerinde turizme hizmet veren nitelikli tesisler ile günübirlik kullanıma açık plaj ve turistik merkezlerde yeterince temiz ve mütevazi yeme-içme tesisleri bulunmakta.

Ahşap Bartın Evleri; Art Nouveau ve Barok sanatlarını yansıtan Bartın Evleri, genellikle iki katlı ve “Daraba” denilen ağaç çitlerle çevrili bahçe içinde. Katlar ahşap-karkas olup, zemin katları taştır. “Gulluk” denilen giriş bölümü ile bahçelerdeki yürüme alanları kayrak taşlarla kaplıdır. Her bahçede taştan yapılmış bir kuyu bulunuyor. Geleneksel evler mümkün olduğunca çok pencereli. Bunlar, özgün giyotin pencereler olup, sadece merdiven ve cumbaları aydınlatanlar yuvarlak formlu. Pencereler arasında yer alan ve “Kuşluk” denilen silmeler tüm yapıyı kuşatmakta. Güllük bölümü aynı zamanda üst katlara geçişi de sağlayan bir ara mekan. Evler, bir sofa etrafında yer alan odalardan oluşmakta. Sofaya “Dışar”, odalara ise “İçer” denilmekte.  Odalarda işlevsel özelliklere göre gömme olarak yapılmış “Yük Dolabı”, “Hamam” ve “Ocak”, güllük veya mutfakta ise “Hergil Dolabı” bulunmakta. “Hum İçer” denilen ocaklı odaları bulunan evler günümüze ulaşamamıştır.

Tel Kırma; 17. yüzyıldan günümüze ulaşan el emeği Tel kırma, yüzyılların çok değerli desenlerini gümüş pırıltılı ışıklarla yansıtan nadir el sanatlarımızdan. Dokuma siyah veya beyaz tül üzerine gümüş tel işleme olarak yapılmakta ve adını işleme sırasında kullanılan gümüş telin el ile kırılarak koparılmasından almakta. Ülkemizde sadece Bartın’da üretilen, “Bartın İşi” olarak da bilinen Tel kırma’nın “Coğrafi İşaret” tescil işlemleri sonuçlanmak üzere.

Yazmacılık; Desenleme işlemi, ya el ile kağıt üzerine çizilen motiflerin kumaş üzerine doğrudan kopyalanarak veya önceden yine el ile motiflerin üzerine çizildiği tahta kalıpların kumaşa uygulanmasıyla yapılıyor.  Bu sanatın teknik özelliği ince kalemle başlanıp sonra kalıba çevrilmesi. Yazmacılıkta üç ana teknik kullanılmakta, yazmalar da bu isimlerle anılmakta. Bunlar; “Kalem İşi”, “Kalıp Kalem İşi” ve “Kalıp İşi”. En makbul yazmalar birer sanat eseri diyebileceğimiz "Kalem İşi" yazmaları. Bu tür yazmalar günümüzde artık hiç yapılmadığı gibi eski örneklerine de ender rastlanmakta. Günümüzde yazmacılık sanatı Bartın sakinlerinden Sayın Ersöz tarafından devam ettirilmekte.

Orta İbrahim Paşa Cami; Kırtepe Mahallesinde, Orta Sokak’ta bulunan Cami, bilinmeyen bir tarihte Bosna Valisi İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış. 1846 ve 1898 yıllarında iki kez yangına maruz kalan kare planlı caminin toplam 5 kitabesi bulunmakta.

Aşağı Camii; Şadırvan Sokak’ta bulunan Caminin kitabesinde 1913 yılında yapıldığı yazılıysa da, 1905 yılında halktan toplanan paralarla bitirildiği bilinmekte. Duvarlar köşelerde kesme taş, diğer taraflar ise tuğla ve moloz taştan harçla yapılmış.

Hacı Mehmet Camii; Hacı Mehmet adında bir kişi tarafından bilinmeyen bir tarihte yapılan cami, 1898 tarihinde yanmış ve 4 yıl sonra torunu Mustafa Faik tarafından yeniden inşa edilmiş. Giriş kapısının sağ üst tarafında bir kitabe bulunmakta. 

Yukarı Halil Bey Camii; Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan Cami, Bartın eşrafından Halil Bey adında bir kişi tarafından 1872 tarihinde yaptırılmış. Moloz taştan harçla yapılan, çatısı Marsilya tipi kiremitle kaplı olan Caminin toplam 3 kitabesi bulunmakta.

Arap Camii; Hükümet Caddesi’nde bulunan Camide asılı levhadaki Hicri 1240 tarihli mektuba göre adının “Yahya Ağa Bin Mustafa Camii” olduğu ve camiyi o vakit Cezayir’de bulunan Bartınlı Müşir rütbeli Mustafa’nın yaptırdığı düşünülmekte. Cami tamamen moloz taş ve tuğladan yapılmış.

Hacı Arif Kaptan Şadırvanı; 1912 yılında Karakaşoğlu Hacı Arif Kaptan tarafından yaptırılmış. Yuvarlak 8 mermer sütun üzerine oturtulan 5.5m çaplı, yarım küre biçimli bir kubbesi bulunan şadırvanın 12 köşeli havuzu kabartmalarla süslü.

Taşhan; Hükümet Caddesi’nde bulunan, günümüzde şahıs mülkiyetinde ticari amaçla kullanılan Taşhan, 1832 – 1835 yılları arasında Hacı Ali Ağa ile kardeşi Hacı Hüseyin Ağa tarafından yaptırılmış. Moloz taş ve tuğladan yapılan iki katlı han, 18 odalı.

Dervişoğlu Hanı; Karakaş Caddesi üzerinde bulunan, günümüzde şahıs mülkiyetinde ticari amaçla kullanılan Han, Dervişoğlu Ali ve Dervişoğlu Osman kardeşler tarafından 1901 yılında yaptırılmış. Hanın oda ve koridor tavanları Taşhan’dan farklı olarak düz. 

Şehir Hamamı; Hamam Sokak’ta bulunan Şehir Hamamı, 1747 yılında Bartın Voyvodası Çalıkoğlu tarafından taş ve tuğla kullanılarak yaptırılmış.  Soymalık, ılıklık, sıcaklık ve külhan bölümlerinden oluşan hamamın ortasında küçük bir şadırvan bulunmakta.

Su Terazisi; Zekeriyazede Hacı Mehmed Efendi tarafından 1887 yılında çevre esnafın su ihtiyacını karşılamak üzere kesme taştan yaptırılan Su Terazisi, çarşı içinde Kasap Sokak’ta bulunmakta. Yapı, 1994 yılında tuğla ile kaplanarak restore edilmiş.

Kemal Samancıoğlu Müzesi; Bartın’da 24 yıl Belediye Başkanlığı yapan Kemal Samancıoğlu’nun doğup yaşadığı tarihi ahşap ev, günümüzde Etnografya Müzesi olarak hizmet vermekte.  Müzede, Kemal Samancıoğlu’nun eşyalarının yanı sıra Bartınlı ailelerin bağışladığı yaklaşık 700 kadar etnografik eser sergilenmekte.

Aya Nikolas Kilisesi; Kırtepe Mahallesi Santral Sokak’ta bulunan Aya Nikolas Kilisesi, 1868 yılında Bartın’da yaşayan Rum Cemaati tarafından yaptırılmış. 1936 yılından itibaren Bartın Belediyesi tarafından “Elektrik Santrali” olarak kullanılan yapı, 1994 yılında restore edilerek “KÜLTÜR EVİ” olarak hizmete açılmış.

Ebu Derda Türbesi; Bartın’ın güneyinde “Türbe Mezarlığı’nda bulunan türbe Peygamberimizin sancaktarlarından Ebu Derda Hazretleri’nin manevi makamı olarak yaptırılmış. 1895 yılında yanan Türbeyi yaptıran kişinin Toscuoğlu Hacı Rifat Efendi olduğu tahmin edilmekte. Türbenin yakınında küçük bir cami, su kuyusu ve Kavşak Suyu çeşmesi var.

Galla Bazarı; Adını yaz – kış demeden her Salı ve Cuma günleri çeşitli tarla ürünleri satmak üzere Pazaryeri’nde toplanan kadınlardan alan Galla Bazarı (Kadınlar Pazarı), geleneksel yaşam örneklerinden birini temsil etmekte.  Galla Bazarı, 200 yıldır sürdürdüğü yaşamını, yıllar boyunca sürdürecek gibi…

Bartın Irmağı; Şehir merkezinde Gazhane Burnu’nda birleşen Kocaçay ile Kocanaz Çayı’nın oluşturduğu ırmak, eski çağlarda “PARTHENIOS” adı ile anılmış ve kente adını vermiş . Bartın Irmağı 15km akarak Boğaz mevkiinde Karadeniz’e ulaşır.

Çağlayan; Bartın-Amasra karayolu üzerinde, Karaçay Deresi’nin Kocaçay’a ulaştığı alanda bulunan Çağlayan’da, eski değirmene su taşıyan bentleri aşan suların oluşturduğu panoramik güzellikler içinde piknik yapılabilmekte veya olta ile balık tutulabilmekte.

Gazhane Parkı; Bartın Irmağını oluşturan Kocaçay ve Kocanaz Çayı’nın birleşme noktasında (Kılburun) bulunan Park, yaz boyunca ziyaretçiler için hem eğlence merkezi, hem de dinlenme yeri. Ayrıca Millet Bahçesi, Balamba, Kaynarca diğer dinlenme ve piknik alanlarından. 

Amasra Müzesi; 1884 yılında Denizcilik Okulu olarak yapımına başlanan ancak bitirilemeyen bina, Kültür Bakanlığı’nca 1976 yılında satın alınarak restore edilmiş ve 1982 yılında Müze olarak hizmete açılmış. Amasra Müzesi, ikisi Arkeolojik ikisi de Etnografik olmak üzere 4 adet teşhir salonundan oluşmakta.

Amasra Kalesi; Bizans dönemine ait olan Amasra Kalesi, özelikle Ceneviz döneminde değişikliklere uğramış ve Osmanlı döneminde ciddi onarımlar görmüş. Kale iki ana kütleden oluşmakta. Birisi, Boztepe Adası’ndaki Sormagir Kalesi, diğeri Amasra’daki Zindan Kalesi’. Sormagir Kalesine, “Karanlık yer” denilen tonozlu ana kapıdan girildikten sonra Antikliman ve Hacıdenizi yönlerinde iki tali kapıdan çıkılıyor. Amasra Kaleleri, belirli yerlere yerleştirilen Cenova armaları, eros, medusa, kartal gibi figürlerin yer aldığı taşlarla günümüzde bile bir orta çağ havası vermekte.

Kemere Köprü; Boztepe’deki Sormagir Kalesini Amasra’daki Zindan Kalesine bağlayan tek gözlü köprüdür. Bizans dönemine ait olan köprü 9. yüzyılda yapılmış.

Kuşkayası Yol Anıtı; Amasra–Bartın karayolu üzerinde, Amasra’ya 4km uzaklıkta bulunan anıt, Roma İmparatoru Germanious Claudius zamanında Bitinya–Pontus Valisi Gaius Julius Aguilla tarafından M.S. 41–54 yıllarında yaptırılmış. Dünyada tek olduğu bilinmekte. Anıt, yufka kabartma tekniğiyle kayalara oyulmuş, başları tahrip olmuş bir kral heykeli ve Roma Hakimiyet Kartalı ile birbirini tamamlayan iki kitabe,  oturma sedirleri ve kaya nişlerinden oluşmakta.   

Küçük Kilise Şapel; 9. yüzyılda Amasra kalesi içerisinde inşa edilen Şapel, 15. Yüzyılda Mescide dönüştürülmüş ve 1930 yılında ibadete kapatılmış. 2002 yılında restore edilerek “Kültür ve Sanat Evi” olarak hizmete açılmış.

Fatih Camii; Amasra’nın 1460 yılında, Fatih Sultan Mehmet tarafından fethi sırasında camiye çevrilen yapı, 9. yüzyılda Amasra Kalesi içerisinde yapılmış eski bir Bizans Kilisesi. Dönemin tüm yapı özelliklerini taşıyan yapının Narthex (İlk Cemaat) bölümü ile Ambon (Apsis) çıkıntısı sonradan mekana katılmış. 1887 yılında mekanı örten ve yıkılma tehlikesi gösteren beşik tonoz çatı kaldırılmış, yerine ahşap tavan ve çatı yapılarak büyük bir onarımdan geçirilmiş.

Bedesten; Amasra’nın güneyinde, sahile yaklaşık 1,5 km. uzaklıkta bulunan Bedesten, MS 1. yy sonları ve 2. yy başlarında Romalılar tarafından yapılmış. Bazilika planlı yapıda 5 adet Nef bulunmakta. Roma Eyalet Meclis Sarayı olarak yapıldığı, sonradan ticari amaçlarla kullanıldığından Bedesten adını aldığı sanılmakta.

Amasra Plajı; Bartın’a 17km uzaklıkta bulunan Amasra, kültür ve deniz turizmi olanakları ile 1940 yılından beri ülkemizin önemli turistik cazibe merkezlerinden. Amasra Plajı 1 km uzunluğuyla her yıl ilçeye gelen onbinlerce ziyaretçinin uğrak noktalarından biri.

Çakraz Plajı; Bartın’a 34 km, Amasra’ya 17 km uzaklıktaki Plajın uzunluğu 1,5 km. Turistlerin her türlü konaklama, yeme, içme, eğlence gereksinimlerini karşılayabilecek kaliteli donatılara sahip olan Plaj, özellikle yaz aylarında yoğun yerli ve yabancı ziyaretçi ağırlamakta.

Akkonak Deliklişile Plajı; Plajın hemen yakınındaki sarp kayaların önünde yer alan ve çevresindeki yeşil doku ile otantik bir yapı oluşturan “Sevgi Geçidi”, plaja ayrı bir güzellik katıyor. Bu doğal geçit dolayısıyla yöre “Deliklişile” olarak anılıyor.

Göçkün Plajı; Bartın’a 37 km, Amasra’ya  20 km uzaklıkta bulunan, bakir plajlardan olan Göçkün Plajı doğal güzelliği ile beğenilmekte. Hemen yakınında, UNESCO tarafından desteklenen “23 Nisan Dünya Gençlik Kampı” projesi uygulama alanı bulunuyor.

Gürcüoluk Mağarası; Gelişimini tamamlamış, ancak iç şekillenmesi devam eden Gürcüoluk Mağarası, görünümleri son derece güzel, renkleri gri, krem ve bej arasında değişen ilginç sarkıt, dikit, sütun ve damlataşları ile bezeli rengarenk bir dünya. Bartın’a 39km, Amasra’ya 12km uzaklıkta, Amasra ilçesi, Makaracı Köyü’nün Gölleryazı mevkiinde bulunan mağaraya Amasra – Çakraz karayolu güzergahında bulunan İnpiri veya Karakaçak Köyü üzerinden ulaşılabilir.

Çakraz’da doğa yürüyüşü; Çakraz ve çevresinde Mart ayı ortalarından Aralık ayı ortalarına kadar doğa yürüyüşleri yapılması mümkün. Çakraz’ ın güneyinde özellikle Aliobası, Şenyurt, Topallar, Küçükören, Kuyupınarı çevresindeki dağlar ve vadiler doğa yürüyüşü için elverişli. Çeşitli büyüklükte şelaleler ve bunların çevresi, çok güzel piknik alanları oluşturmakta. Ovaköy, Şeyhler Sırtı - Bozköy, Göçebe Köyü - Değirmen, Yörük Köyü, Doğa Yürüyüşü için öne çıkan parkurlardan bazıları.

Tekkeönü ve Hisar Kalesi;Tarihi Kromna Kenti’nin merkezi olan Tekkeönü (Hisar) Köyü’ndeki kale kalıntılarının Cenevizliler dönemine ait olduğu bilinmekte. Kale içinde, denize kadar uzanan bir dehliz ve 7 adet kaya kuyusu bulunmakta.  Dehlizin, kaleden çıkmadan su ihtiyacının karşılanması ve gerektiğinde kaleden denize kaçış için, kuyuların ise, Kromna halkınca savaşta erzakları saklamak için kullanıldığı, dehlizin denize açılan kapısının liman yapımı sırasında doldurulduğu söylenmekte.

Gemi yapımı; Bölgede gemi yapımı, yaklaşık 400 yıl öncesine dayanıyor. Evliya Çelebi “Seyahatname”de ve Uluslu İbrahim Hamdi “Atlas” isimli kitabında Osmanlı Donanmasının kadırga ve kalyon ihtiyaçlarını karşılayan Bartın’daki tersanelerde yapılan gemilerin mavna, yelkenli, gulet, çektirme, bumbarta ve martiko gibi çeşitleri olduğunu belirtmekte.  Günümüzde Kapısuyu ve Tekkeönü’nde sürdürülen gemi yapımı sanatı adına her yıl Temmuz ayında “AHŞAP TEKNE VE YAT FESTİVALİ” düzenlenmekte. Ayrıca Kurucaşile Anadolu Meslek Lisesi bünyesindeki “Ahşap ve Yat Teknolojileri Bölümü”nde geleceğin ustaları yetiştirilmekte.       

Taş saç yapımı; Kurucaşile’nin Karaman köyünde sürdürülen Taş Sac yapımı, 200 yıllık tarihsel geçmişe sahip. Çabuk ısınma ve ısıyı hemen iletme özelliği bulunan volkanik taşlar kullanılarak yapılan kızartma tavası, ekmek ve yufka sacları yoğun ilgi görmekte.

Tekkeönü plajı; Bartın - Kurucaşile yolu üzerinde, Bartın’a 53 km, ilçeye ise 9 km uzaklıkta bulunan Tekkeönü Plajı günübirlik ziyaretçiler tarafından ilgi görmekte. Ayrıca Tekkeönü’nün hemen batısında “Hisar Arkası” denilen bölgede bulunan plaj da siyah kumuyla dikkat çekiyor.

Karaman çambu plajı; Bartın - Kurucaşile arasında, Bartın’a takriben 50 km, Kurucaşile’ye 11 km uzaklıktaki plajın uzunluğu 400 metre civarında. Hemen doğusunda sarp bir kaya sathında bulunan, yılanların birbirine dolanışını tasvir eden doğal yapılı bir rölyef ile Karaman-Meydan köyleri arasındaki kıyıda bulunan kıyı mağarası ilgi çekmekte.

Kapısuyu plajı; Bartın’ı Kastamonu’dan ayıran sınır üzerinde yer alan, Kurucaşile’ye 3 km mesafede bulunan Kapısuyu Köyü’ndeki plaj ziyaretçiler tarafından büyük ilgi görmekte.  Kapısuyu Plajı’nın sağ tarafında bulunan Kapısuyu Deresi yılın büyük bir bölümünde denize akarken ilginç bir görüntü oluşturuyor.

Uluyayla; Ulus İlçesine 27 km uzaklıktaki Uluyayla yaklaşık 1000m rakımlı, 86000 hektarlık el değmemiş bir orman varlığı. Yayla alanını oluşturan Kalkanlı mevkiinin alanı ise 60 hektar. Uluyayla, ormanı ve yeşili, rengarenk çiçekleri, pınarları, mağaraları ve yaban hayvanlarıyla bir doğa harikası.

Ulukaya şelalesi; Ulus ilçesine 17 km uzaklıktaki Ulukaya Köyü’nde bulunan kanyonun uzunluğu yaklaşık 1 km, yüksekliği 300 metre. Şelale ise kaya oyuğu içinden çıkan suyun 20m yükseklikten düşmesiyle oluşmakta. Ulus Çayı’na döküldükten sonra 30-40m genişliğinde bir gölet oluşturarak akan suyun akış hızı, saniyede 200–250 litre civarında.

Ardıç Yaylası; Ulus ilçesi, Kumluca beldesine 33 km uzaklıkta. Adını, Ardıç kuşları ve doğal yaşam alanı olan Ardıç ormanlarından almakta. Yaklaşık 1500 metre yükseklikte yer alan yaylanın genel sahası takriben 10 hektar olup, yayla düzlüğü 4 hektar büyüklüğünde.  Günümüzde, Ardıç ormanlarının yerini Göknar ve Kayın ormanlarının aldığı yaylanın bitki örtüsünü; Ardıç, Göknar, Kayın, Meşe, Gürgen, Fındık, Karaçam, Sarıçam, Kavak, Akçaağaç, Üvez, Ormangülü, Çobanpüskülü, Yaban gülü, Isırgan, Ahududu, Böğürtlen, Çilek, Ayı üzümü gibi diğer ağaç türleri ve yüzlerce tür alt flora oluşturuyor. Ardıç kuşlarının çokluğu ile tanınan yayla, yaban hayatı yönüyle de zengin. Ardıç yaylası, Kasım ve Nisan arasındaki 6 ayını karlar altında geçirmekte.

Ardıç kuşları – Ardıç ormanları; Biyologlar ve çevre örgütleri, ardıç kuşlarının doğal yaşama büyük katkısı olduğunu ve avlanmasının yasaklanması gerektiğini savunmaktalar.  Ardıç ağacının tohumunun, kabuğundaki meyvesi bir ardıç kuşu tarafından yutulup sindirildikten sonra dışarı atılmazsa kesinlikle filizlenemeyeceği ve kabuğunun ancak böyle bir kimyasal işlem sonucunda filizlenmeye hazır hale gelebilecek kadar sağlam olduğu ifade edilmekte.

Gezen yaylası; Ardıç Yaylası’na 8 km uzaklıktaki Gezen Yaylası, 1400 metre rakımlı 2 hektar büyüklüğünde bir alan. Gezen Yaylası’na 7 km uzaklıktaki Kokurdan Mevkii ve Kokurdan’a 6 km uzaklıktaki Turna Düzlüğü diğer önemli alanlardan. Ayrıca Gezen Yaylası’na 15 dakikalık yürüyüş mesafesinde bulunan, yazın en sıcak günde bile üzerinde kar bulunan “Karkuyusu” da görülecek yerlerden.

Bartın’a Düzenlenecek 5 günlük TUR’da neler görüp, yaşayabilirsiniz?

  • GÜN Bartın merkezinde Kemal Samancıoğlu Etnografya Müzesi, Taşhan, Şadırvan camiler ve Ebu Derda Türbesi, Kilise binası, köprüler, Yerel mimari örneklerinden Bartın Evleri, Güzelcehisar’da Lav Sütunları ve Cenevizlilerden kalma Kale kalıntıları ile kıyı şeridindeki doğal güzellikler ve mağaralar gezip görülebilir. Kızılkum, Mugada, İnkumu ve Güzelcehisar plajlarında serinlemek veya Şehir Hamamı’’nda yorgunluk atabilirsiniz.
  • GÜN  Amasra’da Müze, Amasra Kalesi, Bedestan, Cami ve Kilise, Osmanlı Hamamı, Antik Tiyatro kalıntıları, Akropal ve Necropal, Yer altı Galerileri, Kuşkayası Anıtı, doğa harikası Gürcülük Mağarası ile Amasra, Çakraz,Göçkün ve Akkonak Plajları çevresindeki tarihi ve doğal güzellikleri gezip görebilir ve mevsim ya zise temiz ve ince kumlu plajlarda deniz, güneş ve doğanın tadını çıkarabilirsiniz.
  • GÜN  Mevsim yaz ise, sarp kayaların denizle buluştuğu Kurucaşile, Tekkeönü ve Kapısuyu Plajlarında serinleyebilirsiniz. Ayrıca plaj çevresindeki doğal güzellikler, Tekkeönü Kalesi kalıntıları, Hisarkale Mahzeni, Akkay ve Kümes Perikayaları, Tekkeönü ve Kapısuyu Yat ve Balıkçı teknelerinin yapıldığı tersaneleri gezebilirsiniz. Ayrıca Kraliçe Elizabeth 1. Devrinin en ünlü İngiliz Gemicisi Sir Francis Drake’nin efsane gemisi Golden-Hind’in bir eşinin yapıldığı Tekkeönü’ndeki tersanede bu gemilerden birisine ve ya yapımına rastlayabilirsiniz.
  • GÜN Dağ, Yayla ve Av Turizmi açısından olağanüstü güzellikler sunan Uluyayla ve Ardıç Yaylasında doğa ile baş başa kalabilir, yeşilin her tonunu ve çeşitli renkleri bir  arada bulunduran, ıssız ormanla kaplı ve yüksekliği 300-1400 m arasında değişen dağ ve tepelerde yürüyebilir, tırmanabilir ve avlanabilirsiniz. Ayrıca Ulukaya Şelalesini ve Gürcüoluk Mağarasını gezip görebilirsiniz.
  • GÜN Bu gününüzü sadece Küre Dağları ve Milli Parkı’na ayırmalısınız.

Bunları yapmadan dönmemelisiniz…!!!

  • Gazhanede Kavşak Suyu ve çay içmeden,
  • Ahşap Bartın evi görmeden,
  • Altınımak Gümüşdeniz Turlarına katılmadan,
  • Dünya’da tek yol olan Kuşkayası Yol Anıtı’nı ziyaret etmeden,
  • Gürcüoluk Mağarası’na uğramadan,
  • Balık ve Salata yemeden,
  • Tel kırma satın almadan,
  • Ulukaya Şelalesini görmeden,
  • Çöven Ekmeği yemeden,

 

Okunma Sayısı: 3100

Yorum Yaz
Ad Soyad
E-posta
Yorum

Şehr-i Türkiye | Spa & Wellnes | Golf Turizmi | Kalkınma Ofisi | Turizm Rehberi | Künye | İletişim
© Copyright - Her hakkı turizmdesonnokta.com’a aittir.
Tasarım&Yazılım: Grafiker